Müzik Hakkında

Konfüçyüs (M.Ö 552-479) müzik hakkında Büyük Bilgi ve Müzik Hakkında Notlar adlı kitabında şunları söylemektedir. “Bütün sesler dimağdan çıkar. Dimağın çalışaması dış etkilerle olur. Duygular içten geldiği zaman ses halinde kendilerini gösterirler. Bu seslerin bir sıra haline konulmasına ton denir. Müzik tonların bir hasılasıdır. Ses bilip de ahengi bilmeyenler hayvanlardır. Tonu bilip de müzikten anlamayanlar insanlardır. Bozulmaya yüz tutmuş bir memleketin sesi, kederli ve düşüncelidir. Müzik birlik vücuda getirir. Müziğin hakim olduğu yerde bir yakınlık vardır. Müzik, mukaddes insanlara neşe verir ve insanların kalplerini iyileştiren bir şeydir. Fazilet, insan yaradılışının temelidir, müzik ise, faziletin temelidir. İçte bir hareket uyandıran şey müzik, dışta hareket yapan şey merasimlerdir.”

Eflatun (427-437) Sokrates‘in öğrencisidir. Devlet adlı kitabında müzik konusunda şunları söylemektedir:

“İnsan ruhunun yetişmesi için gerekli yol müziktir, bedenin yetişmesi içinse idmandır.” Melodi; söz, makam ve ritmin karışımıdır. Kahramanlık için bir makam, alçak gönüllülük için bir makam kafidir. Müzik eğitimi, içi dışı birbirine uyan düzenli kişiler yaratır, kişiye bilgelik, yaratıcılık ve yiğitlik kazandırır. Müzik, insan düşüncesine düzen verir. Müziğin insanı götüreceği yer güzellik sevgidir.

Tanburi Cemil (1873-1916) Rehberi Musiki adlı kitabının önsözünde müzik konusunda şunları söylemektedir:

“Müzik güzel sanatlardan birisidir, ruhumuzun görüntüsüdür. Bütün sanat şekilleri gibi müzik de her şeyden önce ruhun güzel bir ifadesi ve bütün içten duygularımızın, içimize doğup meydana çıkan arzularımızın, ruhumuzun görüntüsüdür. İkinci derecede bir sentez oluşturmadır. Ezgilerin oluşması ve sentez haline getirilmesi sanatçıya ve bize eşsiz bir zevk verir. Müzik ancak üçüncü derecede bir konunun dıştan taklit ve temsil aracı olabilir. Müzikte ruhun tercümanı olma kabiliyeti vardır. Bu tercüme aracı, “ses” ve “ezgi“den ibarettir.”

Ahmet Adnan Saygun da müziği şöyle tarif etmektedir:

“Musiki kelimelerle anlatılması mümkün olmayan duygularımızı, bu duygu ve heyecanları sezdirecek, duyuracak tarzda tertiplenmiş sesler vasıtasıyla başka ruhlara aksettirme sanatıdır. Konuşma dili ile musiki dili arasında bir bağ vardır. Her ikisi de ses temeline dayanır. Musiki dilinde de sesler bir takım cümleler halinde tertiplenir. Musiki dilinin harfleri olan sesleri birbirinden ayıran şey, bu seslerin birbirine göre, daha ince veya daha kalın olmasıdır.”

Müziğin bilimsel verilere göre açıklaması da aşağıdaki gibidir:

Müzik tek tek sesler demek değildir. Birçok sesin birbirini izlemesi ve birbirleriyle binişmesi sonunda ortaya çıkan bir etkinliktir. Müzikte kullanılan seslerin perdeleri de rastgele değildir. Aralarında bazı doğal ilişkiler vardır. Bütün bu ilişkiler beyinde analiz edilir, depolanır ve diğer bilgilerle karşılaştırılır. Müzik ancak bundan sonra algılanmış olur. Beyindeki bu yüksek dereceli işlemler, henüz tam olarak açıklanamamıştır.”

Abdullah Şevki Öztekin’in Atatürk’ün Sevdiği Şarkılar, Türküler ve Marşlar kitabından alınmıştır.

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git