Neyzen Tevfik Kolaylı (1879-1953)

Neyzen Tevfik 7 Mart 1879 tarihinde Bodrum’da doğdu; Bodrum Rüştiyesi öğretmenlerinden Hasan Fehmi Bey’in oğludur. Soyadı “Kolaylı” olmasına rağmen bu isimle değil “Neyzen” sıfati ile tanınmıştır. Hıfza biraz çalıştı ise de “Hafız” olamadı. Yakınlarının “Hafız” demesi buradan kaynaklanır. On beş yaşına kadar bu ilçede oturduktan sonra ailesiyle İzmir’e göçetti. Burada idadiye devam ettiyse de bitiremedi. Ele, avuca sığmayan, aklına gelen her şeyi yapan, sık sık sara nöbetleri geçiren çocuğu götürdükleri doktor, onu serbest bırakmalarını ve istediğini yapmasını salık vermişti. Ney’i bir yerde görmüş, gönlünü ona kaptırmıştı. Babası bütün bunlara önce karşı çıktıysa da başa çıkamayacağını anlayınca oğlunu İzmir Mevlevihanesi Şeyhi Nureddin Efendi’ye teslim etti. Neyzen bu mutluluğunu şu dizeyle dile getirmiştir:

Nota ile meşke devam etti şöyle birkaç mah
Sema’a, mutrib’e girdi ney elde, başta külah!”

1900 yılında İstanbul’a geldiğinde Fatih’teki “Fethiye Medresesi”nde öğrenimini tamamlamak istedi. Dört yıl sarık sararak dini kılıkla dolaştı. Bir yandan o yılların ünlü sanat adamlarını tanırken, diğer yandan, bu sıralarda yeni edindiği içki alışkanlığı sonucu, içkili eğlence yerlerine kendini kaptırdı. Ünü gittikçe yaygınlaşıyor, dilini tutmasını bilemediği için herkesi hicvediyor, rastgele ney çalıyor, sefil bir hayat sürüyordu. Mehmed Akif Ersoy, onu bu hayattan kurtarmak için çok uğraşmasına rağmen başaramadı.

Sultan Abdülhamid dönemini en ağır bir dil ile eleştirmeden duramadığı için bir kaç kez tutuklandı. Sonunda İzmir’den 1903 yılında gizlice Mısır’a kaçtı. Meşrutiyet’in ilanı üzerine İstanbul’a döndü. Bundan sonra yaşadığı uzun ömür tam bir derbederlik içinde geçti. Herkesi, her şeyi en acımasız bir şekilde hicvetmiştir. Şiirleri bir çok konularda “Atasözü” gibi kullanılır oldu. Hayat esprisi bütün ülkeye yayılarak popüler bir kimlik kazandı. İçki alışkanlığını artırdığı için sık sık akıl hastahanesine girip çıkardı. Sadrazam Said Halim Paşa bir gün Neyzen Tevfik’e pırlanta işlemeli bir neyi hediye etmek istemiş.. Üstad neyi eline alıp evirip çevirdikten sonra; ”

— Paşam bunu al da bana beş lira ver; çünkü ben bu neyi satarım” demiştir.

Annesinin ısrarı ile 1910 yılında bir din adamının kızı olan Cemile Hanım’la evlendi. Kısa süren geçimsiz bir evlilikten sonra boşandılar ve bir daha evlenmedi. 28 Ocak 1953 tarihinde hayata gözlerini yuman Neyzen Tevfik için mevlevi şeyhi Remzi Dede şu tarihi şiirini söylemiştir:

Remzi, tarihin yazarken fekdi bir ah-i hazin
Gitdi Neyzen elde mey, Kevser şarabın içmedi.

Kardeşi Şefik Kolaylı, “Bence Mevlana ile arasında yakın bir ilgi vardır. Bu iki kisinin de ulaşmak istediği hedef aynı, fakat izledikleri yollar farklıdir. Mevlana, neyi dergaha sokmuş, Neyzen dergahtan çıkartarak halkın ayağına götürmüştür. Mevlana’nın neyi ile, Neyzen’in meyi aynı tasavvuf potasmda birlikte eriyen iki kardeştir. Mevlana’ya veli, Neyzen’e deli diyenler, veli ile deli arasındaki büyük tasavvuf kavramını anlamayanlardır” diyorsa da tam haklı bir yargı değildir.

Ciddi musiki çalışmalarına İzmir’de başladı. Daha önce çevresini incelemiş, halk şairlerini dinleyerek musiki ve şiir muhayyilesini beslemişti. İzmirli Neyzen Cemal Efendi’den ney derslerine başladığı sıralarda şu mısraı söylemişti:

“Kavuştu aşıkı şeyda o yar-i caanana yine”

Kısa sürede sazına hakim olan Neyzen hem çağının ünlü musikişinaslarını tanıdı, hem de bizzat çeşitli musiki toplantılarına katıldı. Eski İstanbul Radyosu’nda da çalmıştır. Hiçbirinde sürekli ve disiplinli bir icrakar olamadı. Bestekar olarak nihavend ve şehnaz-buselik makamlarında iki saz semaisi biliniyor. Pek çok plak doldurdu. Bunlardan Orfeon’a rast, mahur, hüseyni, dagi, saba, bestenigar, uşşak, hicaz; Columbia’ya rast nihavend, hüseyni, bestenigar; Sahibinin Sesi’ne rast, ferahnak, nihavend, suznak, saba, hüseyni; Odeon’a saba, rast, hüseyni, evcara, segah, uşşak, ferahnak taksimleri sayilabilir.

Güçlü bir şair olan Neyzen Tevfik’in şiirlerinin çoğu çok müstehcendir. Bunların içinde aşıkane olanlar da vardır. ilk şiir kitabını 1919 yılında “His” adı altında yayınladı. Çoğunu ise “Azab-i Mukaddes”te topladı. Bodrumlular ölümünden sonra evini müze durumuna getirdiler ve bir sokağa adını verdiler.

Dr.M.Nazmi Özalp Türk Musikisi Tarihi kitabından alınmıştır.

Bestenigâr Taksim

Hicaz-Hicran kucağında tuttuğum sırdaş

Hicaz İlâhi-Ey rahmeti bol pâdişah

Nihavend Saz Semaisi

Nihavend Taksim

Şehnazbûselik Saz Semaisi

Sûzinâk Taksim

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git