Aziz Mahmud Hüdâyi (1540-1628)

Aziz Mahmud Hüdâi’nin doğum tarihi bilinmiyorsa da bu tarihin 1540-1541 ya da 1542-1543 yıllarından biri olduğu sanılıyor. Sivri hisarlı ya da Koçhisar’lı olduğu ileri sürülür. Babasının adı Feyzullah’dır. Küçük yaşında öğrenim yapmak ve bir hüner sahibi olmak için İstanbul’a geldi. Ciddi bir öğrenim görerek islâmi ilimler, edebiyat ve mûsikide derin bilgiye sahip oldu. Edirne’de müderris muavinliği, İstanbul’da bazı medreselerde müderrislik, Kahire ve Şam’da kadılık yaptı. Mısır’da bulunduğu yıllarda “Bayramilik” tarikatının bir kolu olan “Halvetiyye” tarikatına girdi; 1573’te Bursa’ya döndükten sonra Şeyh Üftâde’ye intisabetti. Bir süre Anadolu ve Rumelinde dolaştı.

Böylece uzun bir gelişme ve olgunlaşma dönemi geçirdikten sonra “Celvetiyye” tarikatını kurdu.Bayramilik tarikatının dolaylı yoldan bir kolu olan bu tarikatta da mûsiki önemli bir ibâdet unsuru idi. Âyinlerine “huşû ve huzûrun” hakim olduğu bir uslûb kazandırılmıştı. 1580 yılında şeyhi Üftâde’nin ölümü üzerine geri İstanbul’a döndü Önce Çamlıca tepesinde iki odalı taş bir bina yaptırarak burada kaldı. Büyük câmilerde vâizlik yaptı. Daha sonra eşinin de yardımı ile kendi adına yaptırdığı câmiye hatip oldu. Çok ünlü bir kişi olduğu için zaman zaman büyük câmilerde vaaz verirdi. Sekiz pâdişah dönemi yaşadı, ünü en çok Sultan I.Ahmed (1590-1617) döneminde yaygınlaştı. Bu pâdişah kendisini çok sever ve iltifat ederdi. Aziz Mahmud Hüdâi H.1038 (M.1628) yılında öldü. Türbesi kendi adını taşıyan tekkededir.

Değerli bir mutasavvıf olarak tasavvufi ve ilmi eserleri, yine aynı mahiyette şiirleri, mûsiki ve edebiyata vukûfu sâyesinde kendisine haklı bir ün sağlamıştı. Şiirleri özellikle dini besteler yapılması için söylenmiştir. Bunların çoğu değişik bestekârlarca bestelenmiştir. Hem “Hece” hem de “Aruz” kalıplarını kullanan bu büyük sanakârın tertip edilmiş bir de divanı vardır. Bunlardan başka diğer eserlerinin sayısı on ikiyi bulur. “Vakıa” adındaki eseri, piri Üftâde’nin tasavvufa ait sözlerinin derlemesidir. Bir şiirini örnek olarak veriyoruz:

Tevfik eyle bizi vuslat yoluna
Efendim meded! Hey sultanım medet!
Kereminden irgür vahdet iline
Efendim medet! Sultanım medet!

Kimin kapusuna yüzüm vurayım?
Kimin divânına el kavşurayım.
Efendimi koyup kime varayım?
Efendim medet! Sultanım medet!

Nice bir hicabdan arınmayalım
İrgür sana yolda sürünmeyelim
Kâmillere bakub yerinmeyelim
Efendim medet! Sultanım medet!

Kulun sana lâyık işi yoğ imiş
Yokdan sudûr eden zira yoğ imiş
Hüdâi’ye senin fazlın çok imiş
Efendim meded! Sultanım meded!

Aziz Mahmud Hüdâi dini mûsikimize büyük hizmette bulunarak çok öğrenci yetiştirmiş bir mûsikişinasımızdır. Münacaat, Temcid, İlâhi, Tesbih’ler yazmış, bunların çoğunu bestelemiştir. Günümüze gelebilen eserlerinin sayısı çok azdır. Bunların arasında Çargâh makamındaki tevşihi en tanınmış olanıdır.

Dr.M.Nazmi Özalp-Türk Musikisi Tarihi kitabından alınmıştır.

Çargâh Teşbih

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git