Esendere Kültür ve Sanat Derneği

Davul I

10.09.2017
2.406
Davul I

Cinuçen Tanrıkorur’un “Biraz da Müzik” adlı kitabından alıntıdır

Geçtiğimiz Mayıs ayında, musiki aletlerimizi tanıtmaya başladığımız ilk yazıda, sazların ‘organoloji’ adı verilen bilim dalında incelendiğini ve bu bilimde sazların –tarih için- de ortaya çıktıkları kronolojik sıraya göre –a)vurmalılar, b)nefesliler,c)telliler (mızraplı ve yaylı) olarak ele alındıklarını söylemiştik. Bu tasnife göre sırada önce vurmalıların gelmesine rağmen, tanıtmamıza Ney’le başlamış, sonra mızraplı-yaylı karışık olarak tellilere geçmiştik (nasib olur da birgün bu yazıları yayımlayacak olursak, klasik ve folklorik sazlarımızı daha düzgün bir sıralama içinde sunarız inşallah). Bu yazı ile, sadece kronolojik öncelik açısından değil, anlam ve önem bakımından da müzik aletlerinin başında gelen vurmalı sazlarımızın tanıtımına dönüyoruz.

Hatırlayanlar bilir, epeyi yıllar önce (Rıza Şah zamanında), İran’ın başkenti Tahran’ın 2500. Kuruluş yıldönümü münasebetiyle muhteşem bir kutlama töreni düzenlenmiş, törene tanınmış devlet adamlarıyla aktör, şair ve yazarların yanı sıra dünyanın en ünlü orkestra şefleri, bestecileri, piyanistleri vs. davet edilmişti. Bunların arasında bulunan, Los Angeles Üniversitesi Müzik Fakültesinden Vurmalı Sazlar Bölümü şefi (çok yıllar önce Amsterdam’da tanıştığımız) perküsyonist Prof. Max Harrison, Tahran’a varıp da sarayda majeste Şahbanu Farah Diba’ya takdim edildiği anda, biraz da muzipliğinden, şöyle bir soru sormak gelmiş aklına: “Majesteleri demiş, bu muhteşem törene davet ettiğiniz onca ünlü orkestra şefi ve besteci arasında, benim gibi bir davulcuyu davet etmek nereden geldi aklınıza?…”

Şahbanu Diba hemen “Mr.Harrison, bana lütfen sağ bileğinizi uzatır mısınız? Diye cevaplamış, adam bileğini uzatınca da nabzını göstererek, “Nedir bu?” diye tekrar sormuş. Adam, “Nabzım majesteleri” deyince, “Gördünüz mü, demiş Diba, Cenab-ı Hak dahi insan vücudunun ritm aletini onun nabzına monte etmiştir. Siz ritm hocası olarak onun için bütün müzisyenlerin üstünde önem taşıyorsunuz. Davet edilmenizin sebebi bu. “Adamcağız yıllar boyu ritm hocalığı yaptığı halde, meseleye hiç böyle bakmamış olduğu için hem şaşırmış hem mutlanmış.

İTÜ Türk Müziği Devlet Konservatuarı kurulduğu zaman, Ankara Devlet Konservatuarı müfredatının aynen kopya edildiğini gören batıcılar, “Ne?.. 15 yıl kudüm eğitimi mi? Ho,ho,hoo!..” diye kahkahayı basınca, Kani Karaca ve Sadettin Heper’e verdirdikleri ritm derslerini kaldırmış, yıllar sonra da okulun emektar piyano akortçusuna (kadro yanmasın diye) yardımcı ders olarak verdirmiş olan Konservatuar hocaları, ritm aletinin taşıdığı önemi Farah Diba kadar dahi nereden bilsinlerdi?!…

Çağımızın en büyük Türk müzikoloğu Mahmut Ragıp Gazimihal, musiki tarihi ve kültürlerarası musiki münasebetleri kadar, sazlarımız üzerinde de en fazla çalışmış ve bu konuda vefatından sonra Kültür Bakanlığınca “Türk Nefesli Çalgıları”, Türk Vurmalı Çalgıları”, “Ülkelerde Kopuz ve Tezeneli Sazlarımız” adlarıyla yayımlanan en değerli kaynak eserleri vermiştir. Bu eserlerle birlikte merhumun Musiki Sözlüğü (M.E.B. 1961) incelenmeden, musikimizde sazlar konusunda tek kelime yazılamaz. Yazılabilecekler de, Yılmaz Öztuna’nın ‘Türk Musikisi Ansiklopedisi’nde yazdıkları gibi, sadece komik, temelden yanlış ve yüzkarası şeyler olur. Ramazanda yayınlanan TV eğlence programlarıyla yetinmeyen okuyucularımız, Ansiklopedinin I.Cilt, sayfa 95’teki, boynu bükük püsküllü bağlamacığın haline bakıp dakikalarca gülebilirler. Bu resim bir ansiklopedi yazarı için (hemi de tarihçi!) yüz karasından da ötedir (altında Ud yazan Lavta resminden daha önce söz etmiştik).

Ritm aletlerimiz tokmak, çubuk ve zahme adı verilen sopalarla veya sadece ellerle vurularak çalındığı için, ‘vurmalılar’ veya ‘vurma çalgılar’ adıyla da bilinir. Peki, sizce kaç tane vurma sazımız vardır acaba? En çok üç-dört tane değil mi? Davul, darbuka, def.. Aslında 20 tane olduklarını söylersem şaşırırsınız herhalde! ‘Tahtalar’ (3 adet), ‘Zilliler’ (5 adet), ‘Derililer’ (9 adet), ve ‘Fırınlanmışlar’ (3 adet) olarak dört sınıfta toplanan vurma sazlarımız şu adları taşırlar: (Tahtalar) Çevgan, Kaşık, Çalpara (veya Çengi Çubuğu); (Zilliler) Hitit Sistrumu, Mehter Zili, Halile, Zilli Maşa, Parmak Zili; (Derililer) Kös, Davul, Kudüm, Nakkare, Daire, Def, Bendir, Nevbe, Darbuka; (Fırınlanmışlar) Cam bardaklar, Kaseler, Fincanlar. Bu sazlarımız ayrıca, kullanım alanları itibariyle: a)askeri müzik, b) halk oyunları müziği, c) klasik müzik ve d) tekke müziği olarak da tasnif edilirler. (25 Aralık 1999)

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.