Abdürrahim Künhi Dede (1769-1831)

Abdürrahim Künhi Dede 1769 yılında Yenikapı Mevlevihânesi’nin hareminde doğdu. Babası bu dergâhın şeyhi Ebû Bekir Efendi, annesi Kutb-i Nayi Osman Dede’nin kızı Saide Hanım’dır. Ebûbekir Efendi’nin üçüncü oğlu olan Künhi Dede, küçük yaşta mevlevihânede öğrenime, bu arada mûsiki çalışmalarına başladı. Kısa zamanda edebiyat, mûsiki gibi sanat dallarında geniş bilgi etti. Arapça, Farsça öğrenmişti ve çağının bütün ilimlerine vâkıftı. Tekkeye kudümzenbaşı olmaktan başka güzel bir uslûb ile âyin okurdu. Etkili ve güzel bir sesi vardı, mûsikiye çok düşkündü. Bir süre insanlardan uzaklaşmış, uzlete çekilmiş, sonunda eski durumuna gelmiştir. Bu ruhi yapısı, ilâhi bir aşkın cazibesi kişiliğini hayli meşgul etmişti. Çok hassas ve âşık tabiatlı idi. İşte bu duygular altında yazdığı Farsça bir rubâisi;

Ya Rab, tü mezâ benefs-i taggaz medih
Bâ herçi cezzaz dest-i merâ sâzemde
Men der tüh emi gerizem ez fitne-i hûyiş
Men an tev’em merâ benem bâzemde

Ağabeyi Abdülbâki Nâsır Dede’nin ölümünden sonra yeğeni Recep Hüsni Dede şeyh oldu. Bunun da ölümü üzerine Seyyid Mehmed Hemdem Çelebi’nin “Şeyh Destarı” ile 1829 yılında tekkenin şeyhliğine getirildi. Bu görevde iki yıl bulunduktan sonra 1831’de öldü; Yenikapı Mevlevihânesi’nin mezarlığına defnedildi. Sandukasının üzerinde şu kitâbe vardır:

Yek sazkâre düşmüş âgâze-i usûl
Vakdinde Faryabi acz ile ebkem olmuş
Bir pişrev çalınmış gûşine İrcii’den
Peyrevlik ol me’vâya hakkında elzem olmuş (H.1274)

Keresteci Mustafa Nuri Efendi’nin tarihi:
Mahvoldu aşk-ı Hak’dan Abdürrahim Efendi

Bir başka tarih mısraı da şöyle:
Abdürrahim Efendi pirâna hemdem oldu

Mûsikinin inceliklerini öğrenerek gerçekten üstad bir mûsikişinas oldu. Yirmi iki yaşında iken bestelemiş olduğu hicaz makamındaki Mevlevi âyini tek mûsiki eseridir. Bu eserini Dedesi Osman Dede’nin bu makamdan bestelemiş olduğu âyinin unutulmuş olması sebebi ile bestelediği ileri sürülmüştür. Bu eser için Rauf Yekta Bey “… birçok noktalardan bugün benzeri olmayan büyük bir sanat eseridir. Âyin baştan başa hicaz makamında bestelenerek başka makama geçilmediği halde, bu kadar uzun bir mûsiki eserinde kat’iyyen yeknesaklık bulunmaması kudretli tertipcisinin enginliğine delildir” diyor. Bu âyin ilk defa 1750 yılında aynı mevlevihânede okunmuştur. Nühüft makamında bir âyin daha bestelediğini, fakat unutulduğunu bazı kaynaklar haber veriyor. Hâfızasında sakladığı eserlerin çokluğunu, güçlü bir hanende olduğunu, mûsikide üstün bilgisini takdir eden Sultan III.Selim onu Enderûn’a almak istemişse de, sık sık cezbeye düştüğünden ağabeyi Abdülbâki Nâsır Dede bunu güçlükle önlemiştir.

Abdürrahim Künhi Dede, Seyyid Ahmed Ağa’nın mûsiki hocasıdır. Esrar Dede’nin yakın dostu ve arkadaşıdır. “Esrar Dede Tezkiresi” nin yazıldığı sırada kudümzenbaşı idi. Esrar Dede onun için “… kıymetli nefesleri ile âşıkların kalbine hayat vermiş, lâtif sesi ile sadık ve âriflerin ruhlarını yüceltmiştir” kanaatını ileri sürüyor. Şiirle de uğraşmış, söylemiş olduğu şiirlerde “Künhi” mahlasını kullanmıştır. Şairliği, mûsikişinaslığı kadar önemli değildir.

Dr.M.Nazmi Özalp-Türk Musikisi Tarihi kitabından alınmıştır.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git