Hacı Kirâmi Efendi (1840-1909)

Hacı Kirami Efendi 1840 yılında Mevlevihânekapısı’nda bulunan Kılıççı Tekkesi mensuplarının ikametine ayrılmış bir evde doğdu. Orta öğrenimini tamamladıktan sonra bir süre Mekteb-i Harbiye’ye devam ettiyse de hastalığı sebebiyle buradan ayrılmak zorunda kaldı. Bâb-ı Serakeri yâni Harbiye Nezareti’nde 1.Şûbe mümeyyizi olarak görev yaptı. Resmi görevinin dışında değişik tekkelerde durak, mersiye, ilâhi okur, müezzinlik ederdi. Sultan II.Abdülhamid döneminde şehzâde Mehmed Reşad Efendi’ye müezzinlik yaptığı için saraya jurnal edilerek gözden düştü. En yakınları bile kendisi ile ilişkiyi kestiği için mûsiki çevrelerine uğrayamaz olmuştu. Kirami Efendi’yi yakından tanıyan Sermed Muhtar Alus’un anlattığına göre, bu durumu çok iyi bilen Kirami Efendi yolda yürürken önüne bakar, sessiz sedasız yürür, konuşma cesaretini gösterenlere aldırmaz, çekingen ve âmâ gibi giderdi. Ramazan günleri “mukabele” okumak için tekkelere gitmeye çekinir, göze batmamaya çalışır, korka korka namaz kıldırırdı. Hattâ bir tekkede mersiye okurken onu dinlemeye gelen bir “devletlû” ertesi gün sürgüne gönderilmişti.

1908’de “hürriyet” ve “meşrutiyet” ilân edilince biraz rahat nefes alabildi. Âsaf Paşa’nın “sürre eminliği” zamanında, Abdüsselâm Dergânı şeyhi Yahya Efendi ile hacca gitti. Sultan Hamid’in tahttan indirilmesinden sonra Mehmed Reşad padişah olunca saray müezzini olacağını umdu. Hattâ bu tayin kesinleşmiş gibi dostları kendisini kutlamaya geldi. Olay gerçekleşmeyince büyük bir hayal kırıklığına uğradı. Bir yandan yıllarca süren sürgün edilme ve tutuklanma korkusu, çevresinden tecrit edilmesi, türlü geçim sıkıntıları; bir yandan da kızına istediği gibi çeyiz yapamayan karısının çenesinden bıkan ve akli dengesini bozan Kirami Efendi, 1909’da evinin avlusunda bulunan dut ağacına kendini asarak intihar etti. Cenazesi aynı semtteki Bağdatlı Dergâhı mezarlığında toprağa verildi; mezartaşı yoktur. Fehim Tandaç’ın tarih beyti şudur;

Nakş olunsun şeşder-i devrâna tarihin Fehim,
Eyledi Hacı Kirâmi evc-i cennette karar
(H.1327)

Hemen hemen siyaha yakın koyulukta esmer tenli, çok zayıf yapılı, çelimsiz ve avurtları çökük bir yaratılışı vardı.

Dr.M.Nazmi Özalp-Türk Musikisi Tarihi kitabından alınmıştır.

Hicaz-Çeşm-i mesti lûtfedip ersin nihâh

Hicaz-Vaktidir ey gonca leb gel gül açıl güller gibi

Irak-Şem-i hüsnün âlemi suzan eder

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git