Esendere Kültür ve Sanat Derneği

Ud(-i)-IV

10.09.2017
1.916
Ud(-i)-IV

Cinuçen Tanrıkorur’un “Biraz da Müzik” adlı kitabından alıntıdır

Udun ‘burguluk’ denen elemanı, 4 cm.den 1.7 cm.e çok estetik bir sinüsoidle inen, 36-38 mm.den 22-24 mm.ye daralan iki yanağı 5 mm. kalınlığında akça (kelebek) ağacından yapılıp, yanakları ve arkası teknenin ağacıyla kaplanan (böylece yanak kalınlığı 7 mm.ye çıkan) U kesitli bir parçadır. Yanaklarında ‘burgu’adı verilen kulaklar için özel rayba ile üstte 6, altta 5 hafifçe konik delik açılmış, yanak profilleri alt ve üstten aynı veya kontrast renkte filetolarla süslenmiştir. Yanakların üst kenarına konan filetolar, üstten bakılınca yanağı ince göstersin diye yarım parabolik pahlı yapılır. Burguluğun tepe ucu, kalitesiz udlarda olduğu gibi küt ve güdük değil, keman sapındaki ‘salyongoz’a muadil “gaga” adı verilen  yuvarlak ve oyuklu (tekne ağacından) ufak bir parçayla nihayetlendirilir. Burguluk ve filetoları gibi, gaganın form ve işçiliğindeki estetik dahi udun kalitesi hakkında fikir veren unsurlardır. Burguluk sapa, bir tür kırlangıç kuyruğu detayı ve yaklaşık 40-42 derecelik bir açıyla tespit edilir. Bu işler yapılırken, ince zımparası yapılmış olan göğüs, kirlenmemesi için kağıtla kaplanmıştır. Artık sıra ciladadır.

Önceki safhalarda sistreyle temizlenip muntazam hale getirilmiş olan tekne, sap ve burguluk, son olarak çeşitli kalınlıklarda zımparalarla defalarca işlem görerek iyice pürüzsüz hale getirilir.Çok aşamalı gomalak (veya selülozik) cila-zımpara-tekrar cila işlemlerinden sonra tekne kurumaya bırakılır. Abanoz klavye üzerine de mat ve uçucu bir cila çekildikten sonra, bir yün kumaş parçasıyla ovularak parlatılır (prensip olarak klavyeye cila sürülmez, ağacın kendi mat parlaklığıyla yetinilir). Udun göğsü de, en son tel takılmasından önce zımparalanıp temizlenir, ancak cilalanmayıp tabii renk ve elyafıyla bırakılır.

Tekne cilası kuruduktan sonra sıra, en önemli parçalardan biri olan, gürgen ağacından 2.5 cm.en, 14 cm.boy ve 1 cm.yükseklikte, uzun siperlikli şapka kesitindeki 11 delikli ‘büyük eşik’in, kapak dibinden 8.5 ila 11 cm içeriye, üzerine ağırlıklar konarak yapıştırılmasına gelir. Pes tellerin kalınlığı sebebiyle, kapak üzerinde tel yüksekliklerinin farklı olmaması için, delikler inceden -kalına doğru çıktıkça- kapağa biraz daha uzak şekilde delinir; yine aynı sebeple, atılan düğümler tel boylarını farklı hale getirmemesi için,eşik kapak dibine tam paralel değil, üst ucu kapak dibine 1 mm daha yakın olarak yapıştırılır.Masif büyük bir eleman olan eşiğin (boncuk tutkalla) yapıştırılmasından doğan tutkal akıntıları önce sıcak sulu temiz bezle, sonra da göğse zarar vermeyecek şekilde çok ince (mes.400 no.) zımparayla temizlenir. ‘Küçük eşik’ (veya Kemik) adı verilen, 36-40 mm boy, 3 mm kalınlıkve 5-6 mm yükseklikteki, üstü geriye doğru hafifçe yuvarlatılmış fidişi parça ise, kırlangıç uçlu burgularla klavyenin birleştiği L profili açıklığa oturtulur (tellerin basıp geçeceği bir köprü niteliğinde  olduğu –gerektiğinde sökülmesi de gerekebileceği- için fazla kuvvetli yapıştırılmaz. Çok muntazam hazırlanmış bir şablonla tel yerleri kemiğin üzerinde belirlendikten sonra, beşi çift biri tek 11 tel için minik oluklar açılır. İlk takılmada ve sonraki akortlamalarda tellerin kopmaması için, hem ileri-geri sürtülen kullanılmış tellerle oluklar belirginleştirilir, hem de kuru sabun tatbikiyle iyice kaygan hale getirilir.

Udun sayısı 11 olan ‘burgu’ları abanoz, pelesenk, vengi, patuk veya gürgenden, üstte 7, altta 5 mm çapında, akort için tutulup döndürülecek yuvarlak baş kısımları parmakların rahatça oturacağı kulak memesi profilinde içbükey (2 x 2.4 cm.) burguluğun yanaklarındaki hafifçe konik yuvalarına  giren konik gövde kısımları ise –baştaki en büyükten uçtaki en küçüğe-  4.5 ila 2.5 cm boydadır.
Udun 5. ana elemanı olan teller, tarihte önce çeşitli kalınlıklarda  ipekten, sonra bazı teller bağırsak, bazıları ipekten yapılmıştı. Günümüzde de alt iki tel  0.55-0.70 ve 0.65-0.80 mm çapında naylondan, üstteki üçü çift, bir tek dört teli de bakır-nikel-gümüş alaşımlı çok ince sargı ile kaplanmış ipekten yapılmaktadır ki en kalitelileri ud değil, ortaçağ lavtası için yapılan “Pyramid” marka Alman telleridir. Bizimkinden çok geniş Arap pazarı için yapılan  Pyramid telleri bizim udlara göre gerekenden çok kalındır, bu da narin Türk udlarına zarar verir. Onun için satın alırken zarfın üstünde  ‘Oud Seiten’ değil, ‘Laute Seiten’ yazmasına dikkat edilmelidir. Benim kullandığım teller –ince Sol’den Bam’a 0.55, 0.65, 1008, 1014, 1023 ve 1441 no.lu olanlardır. Bu numaralar,sazda titreşim derinliğinden çok volüm arayan piyasa udileri için fazla incedir. Ancak volümü yüksek olan kalınca tellerin, saza fazla yük bindirip sapın atmasına (öne gelmesine) sebep olabileceği de unutulmamalıdır.

Ud tellerinin dört türlü akort şekli vardır ki şunlardır;

  1. Geleneksel 5 telli udda (inceden kalına); sol-re-la-mi-Re
  2. Çağdaş 6 telli udda (aynı sırayla); sol-re-la-mi-Re-La (Targan bu kalın La’yı çalacağı parçaya göre bazen kalın Sol olarak da kullanmıştır)
  3. Bacanos’un yaptığı değişiklik; sol-re-la-mi-Si-Fa diyez
  4. Bize özenip (mi’yi sol kabul eden) Müstahsen akordunda çalmayı sevenlerin kullandığı akord; sol-re-la-mi-si-en kalın Mi. Az yukarıda verdiğimiz tel kalınlık ve no.ları, çoğunluktaki udilerin alışık olmadığı Müstahsen akordunun gerektirdiği tek kalınlıklarıdır.

Udun eskiden uzun süre zeytinyağına yatırılan genç ve erkek kartalın kanadından yapılan ‘mızrabı’ (teleği), bugün yerini hem esnek, hem sağlam kaliteli plastik malzemeden (veya taraktan), 11-13 cm boy, 6mm en ve 0.6-0.8 mm et kalınlığında ve hafifçe incelen  uçları paraolik olarak yuvarlatılıp keçe ile parlatılmış mızraplara bırakmıştır (ince plastikten çanta sapı veya yoğurt kabı kapağından yapılmış mızraplar, kaliteli saz ve icracılar için söz konusu değildir. (27 Kasım 1999)

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.