İsmail Safa Olcay (1905-1969)

İsmail Safa Olcay 1905 yılında Amasya’da doğdu. Babası Amasya Medresesi’nde müderris olan, “Karavâiz” lakabı ile bilinen Ahmed Hilmi Efendi, annesi Feride Hanım’dır ve ailenin üçüncü çocuğudur. Ailesinin bütün ısrar ve tehditlerine rağmen okumayı kabul etmedi. Sonunda çocuğun isteklerine boyun eğerek bir kunduracının yanına çırak olarak verdiler. 1920 yılında babası ölünce geçim sıkıntıları başladı ve ailesinin geçimini üstlenmek zorunda kaldı. Bir süre sonra annesini razı ederek yeni imkânlar aramak için İstanbul’un yolunu tuttu. Maddi sıkıntılar içinde geçen günlerden sonra bir kunduracının yanında çalışmaya başladı. 1937 yılında Devlet Demir Yollarında bir iş bularak Eskişehir’e nakletti. Bir eseri 1940 yılında açılan bir sergide yöneticilerin dikkatini çektiğinden, aynı kuruluşun atölyelerinde elişi hocası olarak on yedi yıl Eskişehir’de yaşadı. 1952 yılında Adapazarı’ndaki Vagon Fabrikası’na tayin oldu. 28 Eylül 1969 tarihinde öldü.

İsmail Safa Olcay’ın dört oğlu ile bir kız çocuğu oldu. Bunlardan Ahmet Tuncer Olcay opera orkestrasında kemancıdır. Diğer iki oğlu halk mûsikisi ile uğraştı. Ağaç işlerinden anlayan, zarif kompozisyonlar yapan iyi bir marangozdu. Türk mûsikisi sazlarını yaptığı gibi, bu sazlar üzerinde bazı değişiklikler yaparak özel isimler verirdi.

Giriftzen Âsım Bey onun çocukluğunda Amasya’da sürgünde bulunuyordu. Sanata karşı ilgisi ve sanat aşkı onu Âsım Bey’in çevresine itti. Bir yakınının aracılığı ile 1921 yılında öğrencileri arasına karıştı. Bir ermeniden yüz elli kuruşa bir kanun tedarik ederek, hocasının yardımı ile altı ay içinde fasıllarda çalabilecek kadar bu sazı çalmasını öğrenmişti. İstanbul’a gelişinden bir süre sonra bir mûsiki hocası aramaya koyuldu. Ferit Alnar’ın hocası olan kanuni Vital Efendi’den altı ay kadar ders aldı. Daha sonraları tanıdığı Artaki Candan ona uzun uzun ücretsiz dersler verdi. Üsküdar Mûsiki Cemiyeti’nde iki sene kadar Leon Hancıyan ve Kemani Serkis’in yönetimindeki fasıllarda keman çaldı. Eskişehir ve Adapazarı’nda birer mûsiki derneği kurarak hem icrâkâr, hem de hoca olarak çalıştı.

Sanat hayatı boyunca bir peşrev, sekiz saz semâisi, yirmi beş kadar eser besteledi. Eserlerinde çok başarılı olduğu söylenemez. Çoğu yaygınlık kazanamamıştır.

Dr.M.Nazmi Özalp-Türk Musikisi Tarihi kitabından alınmıştır.

Beyâti Peşrev

Hicaz-Beni unutma sakın haşre kadar

Hicaz-Rüya gibi bir gün süzülüp gönlüme aktın

Hüseyni-Çoktan beri haberin bana varamaz oldu

Hüzzam-Dalgıın uyuyan yareli kalbim

Karcığar-Bir alev saçlı güzel gönlüme akıverdi

Karcığar-Sessizce bir akşam gidecektin biliyordum

Muhayyerkürdi-Neşeli geçmiyor artık günlerim

Nihavend-Sensiz geçen eyyamı seher ömre bedeldir

Rast-Bir değil bin kere duymak isterim

Rast-Kaldırma nikâbını görüp mehtâp kıskanır

Rast-Yıllardır sana hep ben geliyorum

Sultaniyegâh-İlk görüşte sevdi gönlüm seni nazlı bebeğim

Uşşak-Duyabilsem sesinin o berrak akışını

Uşşak-Vadetmiş idin bezmine dahil olacaktım

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git