Ladikli Mehmed Çelebi ( ? -1500)

Mehmed Çelebi Amasya yakınlarındaki Lâdik kasabasında doğdu. Doğum tarihi kesin olarak bilinmiyor. İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Denizli ilinin eski adının Lâdik olduğunu ve burada doğmuş olduğunu ileri sürüyorsa da, araştırmacılar Rauf Yekta Bey’in ileri sürdüğü fikri daha uygun buluyor. Çünkü Sultan II.Beyazıd sehzâdeliğini Amasya’da geçirmiş mûsikisever bir padişâhtır. Yazar “Fethiyye” adındaki eserini padişâh’a burada sunmuştur. Bursalı Tâhir Bey de “Osmanlı Müellifleri” adındaki eserinde bu fikri doğrulayacak mahiyette bilgi verir. Mûsiki tarihimizde “İsrafil-zâde” lâkabı ile anılan Mehmed Çelebi, Lâdikli Abdülhâmid bin Nasuh bin İsrafil’in oğludur.

Öğrenimini nasıl yaptığını bilmiyoruz, ancak eserlerine bakılacak olursa güçlü bir eğitim gördüğü anlaşılır. Eserlerin birinin önsözünde mûsikiyi matemetiksel ilimlerin en üstünü ve en şereflisi sayar. Bu ilmin açıklamasını yapmak için eski eserleri ve belgeleri toplamakla işe başladığını, buna inanmayanların iddiâlarını çürütmek için bu işi yaptığını söyler. Yalnız eski eserleri bir araya getirmekle ve bunları tespit etmekle kalmamış, çağında mûsiki adına yapılmış yenilikleri de toplamıştır. Eski nazariyâtçılardan söz etmiş, bunlardan aktarmalar yapmıştır. Müzikoloji alanında Mehmed Çelebi’den sonra XX.yüzyıl başına kadar mûsikimizin bilimsel yönünü bu ayarda inceleyen ve geliştiren, özgün eser veren başka müzikolog çıkmamıştır. Mehmed Çelebi’nin 1500 ya da 1482 yıllarında öldüğü anlaşılıyor.

Eserleri:

1-Zubtedü’l-Beyân: Mantık hakkındaki bu eserini pâdişâha Amasya’da iken sunmuştur.

2-Er-risâletü’l-Feyhiyye: Kâtip Çelebi “Keşfüzzünûn” adındaki eserinde bu kitap hakkında bilgi vermiştir.Kısa adı “Feyhiyye” olan bu kitabı da pâdişâha yine Amasya’da iken ithaf etmiştir. Esere yapılan fetihlerin hatırası olarak bu ismin verildiği söylenir. Bu kitabında eski makamlar, kendi zamanında terkip edilmiş olan yeni makamlar ve mûsiki nazariyatından söz eder. Yurtiçi ve yurtdışı kitaplıklarda muhtelif nüshaları vardır.

3-Zeynü’l-Elhan Fi’Imit’t-Te’lif ve ‘l-Evzan (Kısa adı Zeynü’l-Evzân): Sultan II.Beyazıd’a 1483 yılında sunulduğu ileri sürülür. Bu eser daha sonra yazıldığı için, birinciye göre daha ayrıntılıdır ve yüzyılımızın başında bilimsel çalışma yapanlara başvuru kitabı olmuştur. Aslının yazılışının 1483, Türkçe olanının tarihinin 1484 olduğuna bakılarak kitabı bizzat kendisinin Türkçeye çevirdiği sanılmaktadır. Eserin önsözünde konuları üç fasılda topladığını ve bunların kapsamını sıralar.

Dr.M.Nazmi Özalp-Türk Musikisi Tarihi kitabından alınmıştır.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git