Esendere Kültür ve Sanat Derneği

Tanrı Değil Öğretmen Bey

10.09.2017
1.644
Tanrı Değil Öğretmen Bey

Cinuçen Tanrıkorur’un “Biraz da Müzik” adlı kitabından alıntıdır

Ülkemiz insanı inanç açısından üç grupta toplanabilir: 1) Allah, meleklerine, kitap ve elçilerine tam olarak inananlar, 2) Allah inanıp melek, kitap ve elçilerine inanmayanlar, ve 3) Hiçbirine inanmayanlar. Bu üç grup düşünce sahibinin nüfusumuza göre kesin oranlarını belirlemek güç olabilir ama, 1. Gruptakilerin ezici çoğunlukta olduğu âşikârdır; Türkiye’yi Müslüman bir ülke yapan da zaten budur. Geçenlerde bir TV kanalında, esasen konu olarak çok yanlış ve zamansız bir seçim olan (ama TV’cileri sansasyon aktüalitesinden başka şey ilgilendirmediği için, bu şartlarda normal sayılacak) Suudi Arabistan’da tutuklu vatandaşlarımız üzerine konuşuluyordu. Sonuçta konuşmacıların saatlerce stüdyonun cehennem ışıkları altında pişmesine de, kaptırıp seyredenlerin uykusuz kalmasına da değecek bir fayda sağlanacağını umduğumdan değil vallahi (önce insanımıza en az öğretebildiğimiz şey tartışma âdâbı, yani önyargısız dinleme ve doğru söze-kim söylerse söylesin- hak verme terbiyesidir, ayrıca TV’cilerimiz teknik konularda emek ve birikim sahiplerini o konuda hiç bilgisi olmayanlarla kapıştırmaktan tuhaf bir zevk alırlar), pek çok kongre, sempozyum vs.de olduğu gibi, sadece sevdiğim bir-iki kıymetli insanın yüzü ve sözüyle hasret gidermek amacıyla, oturup dinledim. Dinledim ve yine, maalesef bir kere daha, “Konuya çözüm aramak yerine, birbirini yiyen koca koca adamlar! Yazıklar olsun size!” diye dayanamayıp feryad eden tutuklu eşi Kadife Hanım gibi bir hayli üzüldüm.

İlkokul öğretmeni olduğunu söyleyen orta yaşlı bir zat, çocuklarına “Tanrı’yı” nasıl anlattığını anlatıp sınıfta çocuklarının karşısındaymış gibi- “Tanrı bu alemin hakimidir ve sonsuz hoşgörüsüyle en büyük bağışlayıcıdır. Ama şeriat, Tanrı’nın bağışlayıcılığına sığmayan cezalardan, öldürmelerden, cehennemden filan bahseder. Ben bunu kabul etmiyorum ve çocuklarıma öğretmiyorum” gibisinden (gençlerin deyimiyle tam “kel alâkâ”) inciler döktürdü; önünde oturan İslâmın gerçek uzmanlarından da utanmadan, ekranı dakikalarca işgal etti. Yukarıda saydığım üç gruptan ikincisine girdiği anlaşılan bu zatın, öğretmenliğin ilk şartının Türkçe bilmek olduğundan haberi olmaması çok canımı sıktı (bendeniz konunun ne politik tarafındayım, ne de fıkhi; sadece “Allah rızası için bir lokma kültür!” diye yalvaranlardanım).

Biraz Türkçe kültürü olan herkesin bildiği gibi Tanrı sözü Allah’ın karşılığı değildir. Tanrı “ilâh” demektir ve çoktanrılı dinlere mahsus bir kavramdır. İslâmdan önceki Ortaasya Türk dinlerinde sayıca çok azalmış da olsa, orijinal “tenğri” yazılışıyla Arapçadaki “ilâh” kelimesinin karşılığıdır. İlâh ise, eski Mısırlıların Güneş Tanrısı “Amon-ra”yı çağrıştıran “Tanrı” gibi, hem birden çok, hem de dişisi-erkeği olabilen bir kavramdır: gök-tanrı, yer-tanrı, Yunan mitolojisindeki deniz tanrısı, ateş tanrısı, aşk tanrıçası (ilâhesi) gibi. İslâm bütün bunları kaldırıp teke indirmiş ve hiçbir dilde karşılığı olmayan ALLAH ism-i celili ile anlatmıştır. Tanrı Allah’ın karşılığı olabilseydi, kelime-i tevhidin Türkçesi “Tanrıdan başka Tanrı yoktur” gibi anlamsız bir cümle olurdu. “Lâ ilâhe ill’Allah”, aynen Arapça aslında olduğu gibi, “Allahtan başka ilâh (tanrı, tanrıça) yoktur” demektir.

Latincenin Yunanca “theos”dan aldığı “deus” da “ilâh” anlamında olduğu ve Allah kavramını ifade edebilecek başka bir kelime Batı dillerinde bulunmadığı için, mesele küçük harf-büyük harfle çözülmüştür (İtalyanca, Fransızca ve İngilizcede dio, dieu ve god kelimeleri ilâh, bunların büyük harfle yazılanları ise Allah demektir). “Allahuekber” yerine, sözde Türkçe olarak İnönü zamanında empoze edilip tutturulamayan “Tanrı Uludur” yanlışından bu yana, Türkiye’de Allah yerine Tanrı demeye özenmek belli bir kesimde moda oldu. İnsanımız müzikte olduğu gibi dilde de iki kampa ayrılıp Allah diyenler tutucu-gerici-yobaz, Tanrı diyenler (demek zorunda kalmışlarsa) ilerici-devrimci-çağdaş oldular. Buna bir de, TV sayesinde, iyi Türkçe bilenler arasında alay konusu olan “Aman Tanrım!” deyimi eklendi. Bu deyim, yabancı filmlerde geçen “Oh my God!” ın Türkçesinin “Aman Allahım!” veya “Aman Yarabbi!” olduğunu bilmemesi mümkün olmayan TRT çevirmenlerinin, senkron tutturma bahanesiyle topluma empoze ettiği, “inşallah” yerine “umarım”, “galiba” yerine “korkarım”, kibar “Merhaba” mız yerine argo “Selâm!” deyimleri gibi maksatlı yanlışlardan biridir. Türkler Müslüman olduktan sonra “Aman Tanrım!” gibi komik bir dille hiç konuşmamışlardır.

İşte bu yüzden sevgili ilkokul öğretmenim, çocuklarınıza “âlemin hakimi” yerine (kral, padişah, Başkan Clinton filan gibi), “âlemlerin yaratıcısı” olarak öğretmenizi gönülden temenni ettiğim Yüce Kudret Allah’tır, tanrı değil! Ha, eğer ağzınızdan yanlışlıkla Allah kelimesi çıkarsa sizi “dinci filan zannederler” diye korkunuzdan Tanrı deyip duruyorsanız, hiç korkmayın, Allah kitap ve elçilerine inanmayanların da yaratıcısıdır ve isteseniz de, istemeseniz de nefes aldıkça “hiii”, nefes verdikçe “huuuu” diyerek hep onu zikredersiniz. (7 Ekim 1995)

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.