Numan Ağa (1750-1824)

Numan Ağa, Malatya’nın Arapkir ilçesinden olup genç yaşında İstanbul’a gelerek zamanla kendisini yetiştirmiş ve saraya yakın bir çevrede görev almış olan Sarı Ali ile Endam Hanım’ın beş çocuğundan dördüncüsüdür. Diğer kardeşleri Hüseyin Ağa, Mehmed Efendi (Tırnova Kadısı imiş), Salih Ağa, Necip Ağa’dır. Babası daha sonra memleketi olan Arapkir’e dönmüş, orada ölmüş ve adına yaptırdığı türbeye gömülmüştür. Numan Ağa tahminlere göre 1750 yılında İstanbul’da doğdu. Genç yaşında musikiyle uğraşmaya başladı. Çevresinin dikkatini çekti ve hatırlı bir kişinin aracılığı ile “Çavuş Mülazımı” olarak Enderun’a alındı. Musiki’yi bu “ilim ve irfan” yuvasında öğrenerek çağının en kudretli tanburileri arasında yer aldı. Çavuşluğa, daha sonra musahibliğe kadar yükseldi. Sultan III.Selim’in saltanat yıllarında adı çok duyulan Numan Ağa, çoğunlukla II.Mahmud döneminde üne kavuşmuş bir saray musikişinası olarak Küme Fasıllarına katılmış, Enderun’a hocalık yapmıştır. Onun hayat hikayesine ait olan dağınık bilgiler hemen hemen şunlardan ibarettir.

Sarayda uzun yıllar çalıştıktan sonra, “mabeyn çavuşlarından Kiler’de Tanburi Numan Ağa serhengan arasında müştehir ve iltinat-i padişahı ile müntehir iken, çıraklıktan başka bir şey emel etmediğinden haline uygun bir nanpare ile musahiplik ihsan buyurduğu beyana şayan ola…1816 (H.1232).”

“…1227 (1812) Şaban’ının beşinci pazartesi günü Sultaniye’ye yapılan binişe Padişah sandalla gelmiş olduğu sırada, Enderun halkı acele ile karşılamak için otağa kadar iki sıra dizilince benzersiz bir manzara oldu. Öğle namazından sonra bazı musahiblerin gayreti ile zurna çalarak pehlivan güreşleri ferman edildi ve ihsanlarda bulunuldu. Tüfekçi yamakları atış talimleri yaptı. Daha sonra saz çalınması istirham olununca musikişinaslar,

Bir devlet için çarha temennadan usandık
Bir vuslat için ağyara müdaradan usandık

bstesini okumaları (şabest-i sena) olmaktan başka, içlerinde meşhur kemani Ali Ağa ile musahib İsmail Ağa’nın kemanı (aman ve zaman) vermediği gibi, tanbur çalan çavuş Numan Ağa ve Şirin Arif Ağa ve musahib Yekçeşmm (var ise göster bir eşim) diyerek çaldığı nay ile ve Durbini-zade musahib Mustafa Efendi musikarı ile alemi hayran ettiler.”

“…1229 (1813) Cemaziyelayır’ının sekizinci gününe tesaduf eden Perşembe günü Bahariye Köşkü’ne biniş (gezinti) olduğu ağalarının kulağına erişince mesrur olarak mürettep olan vakitde sandallara binilerek Bahariye’ye vasıl ve her birine sürur ve derun hasıl olduğu sırada, öteden beri gezinti yerinde olan şeyler bu gezintide de kamilen icra ve ikindi zamanına kadar (enva-i zevk-u safa) olunduktan sonra (taam-ı defter fasl ısmarlanıp) çavuşlar ve musahibler pest perdelerden sazları (ahenk ve fiske dairesi) bir birine denk olduğu, hanendelerden Şakir Ağa taksime ve Tanburi Numan Ağa dahi biraz (balapervaz) Irak ve Hicaz olmakla hitamında mazhar-ı bahş ve aferin oldu.”

“….1239 (1823)’da Ayazağa’da Silahdar Ağa’nın Gümrükçü Osman Paşa çiftliğinde ok talimleri yapıldıktan sonra, havuz başındaki köşke ikbal, orada çavuşlar ve musahibler (mazhar-ı tinnet) olub heman her tebdilde bulunan Hazineli Kemani Mustafa Ağa (Şakir Ağa’nın kardeşi), Hanende Rifat Bey, Mukallit Aziz Bey, Tanburi Necip Ağa, Neyzen Mustafa Efendi (Kadıasker Mustafa Efendi), Seferlili Suyolcu-zade Salih Efendi, musahiblerden Kömürcü-zade Hafız Efendi, Derviş İsmail Efendi (Dede Efendi) ve Tanburi Numan Ağa, Abdi Bey (Basmacı Abdi Efendi), Kemani Ali Ağa incesazları ile havuz kenarında (fasla ağaz ve bülend avaz) ile,

Çin-i gisununa zecir-i teselsül dediler
Yanılub zaika sencan-ı sühan mül dediler

Bestesini sermaye-i imtiyaz ettiler.”

Numan Ağa tespit edilemeyen bir tarihte evlendi ve bu evlilikten altı çocuğu dünyaya geldi. Çocukları sırasıyla şunlardır; Hacı İzzet Efendi, Zehra Hanım, Nümane, Hacı Ali Bey, Zeki Mehmed Ağa, Ziynet Hanım. Numan Ağa’nın “Benim Ziynetim” dediği bu kızı çok küçükken ölmüş. Tanburi Büyük Osman Bey torunudur. Tanınmış edebiyatçılarımızdan Refik Halid Karay’ın ikinci eşi ve 1908-1912 arasında Ankara milletvekilliği yapan Mahir Sait Pekmen’in (öl.1949) kızı Fatma Nihal Karay (1913-20.1.1972), Fuad Anday, bu ailenin uzantısıdır. Bu değerli musikişinasımız 1834 yılında İstanbul’da öldü. Hacca gidiş tarihini bilemiyoruz.

Bir saz ve söz eseri bestekarı olmakla birlikte daha çok saz eseri bestekarı olarak ünlüdür.Bunların içinde en tanınmış ve en güzellerinden olan “Bestenigar ve Şevkefza makamlarındaki peşrevleri birer şahaserdir. Buna rağmen bu eserler, birçok musiki eserlerinde olduğu gibi, ana melodilere bir takım melodiler eklenerek aslından çok uzaklaştırılmışlardır.

Çağdaşı ve sanat yoldaşı olan Kömürcü-zade Hafız Efendi, Dede Efendi, Hacı Sadullah Ağa, Küçük Mehmed Ağa, Sultan III.Selim gibi musiki ustalarının tertip ettiği fasıllar için hayli saz eseri bestelemiştir. Bunlardan Şevkefza peşrev ve saz semaisini Sultan III.Selim, Dede Efendi ve Kömürcü-zade’nin; Hüseyni-aşiran peşrev ve saz semaisini Sadullah Ağa’nın, Evç-buselik peşrev ve saz semaisini de Dede Efendi’nin fasıl ve takımları için bestelemiştir.

Numan Ağa’nın günümüze altmışa yakın şarkı, bir beste, bir yürük semai, altı peşrev, altı saz semaisi gelebilmiştir. Şarkılarında Mustafa Çavuş’un etkisi açıkça görülür. Saz eserlerinde ise klasik musikimizin geleneklerinin dışına taşmadan, makam ve usullerin bütün gereklerini yerine getirerek duygulu, sağlam yapılı ve ölmez eserler bırakmıştır.

Aynı zamanda bir şair olarak halk şiiri yolunda, oldukça sade bir dil kullanarak, hece kalıpları ile bazı şiirler söylemiş, bunların bir bölümünü nisbeten daha hafif bir uslubla bestelemiştir. İlk şiirini örnek olarak veriyoruz:

Ben seninle etmem kelam
Nafile gönderme selam
Eğer ülfet ise meram
Nafile gönderme selam!

Demedim mi beni bulsun
Ne arasın ne de sorsun
Bu ikrama sebeb n’olsun
Nafile gönderme selam!

Vefa gelmez sen dilberden
Kes ümidin kuzum benden
Hoşlanmadı canım senden
Nafile gönderme selam

Vadeyledin sen şitada
Zevk edelim bu havada
Vakti geldi ol amade
Zevk edelim bu havada

Ey çeşm-i siyahı mahmur
Lutfeyle, gel ey mesrur
Düşünüp hiç bulma mahzur
Zevk edelim bu havada

Muntazır dil bekler seni
Gel etme dek, üzme beni
Ah! Duymasın ağyar deni
Zevk edelim bu havada

Dil vereyim gayri yare
Sen de meylet bu naçare
Hiç haber verme ağyare
Zevk edelim bu havada

Dr.M.Nazmi Özalp-Türk Musikisi Tarihi kitabından alınmıştır.

Acemaşiran Methiye

Acemaşiran-Olursa ruhsatın gâyetle esrar

Beyati-Haset eyler bu bezme el

Beyatiaraban-Başladın ağyar ile ünsiyyete

Beyatiaraban-Sevip sen mâh-ı ruhsârı

Bestenigâr Peşrev

Bestenigâr Saz Semaisi

Bestenigâr-Tuttu cihanı şöhretim

Büzürg-Dün gezerken bir hâl ile

Evc Buselik Peşrev

Evç Buselik Saz Semaisi

Ferahnak-Hiç dinlemezsin sohbetim

Ferahnak-Tal’atınla bezmi pür nûr eyledin

Hicazkâr-Ben sözüne bağlamam bel

Hicazkâr-Sen gibi bir simin-bilek

Hisarbuselik-Eyle kerem uşşâkına ağlatma aman

Hüseyniaşirân-Bir mecliste o yâr ile bulundum a cânım

Hüseyniaşiran-Bu şeb lutfunla yad ettin

Hüseyniaşiran Peşrev

Hüseyniaşiran Saz Semaisi

Hüseyniaşiran-Serv-i şehi bi-menendim

Hüzzam-Gel benim ey şûh-i ferdim

Isfahan-Gönlüm seni sadık sandı

Isfahan-Göz süzerek bezme geldin

Isfahan-Senin hasretinle şûh-i melek

Mahur-Dinle sözüm ey bi-bedel

Mahurbûselik-Niçin küstün bana böyle

Muhayyersünbüle-Ağyar için ey bi vefa

Muhayyersünbüle-Ey şâh-ı iklimi vefa

Muhayyersünbüle-Meftun sana dil ey peri

Nevâ-Bildim kelâmın üzmek merâmın

Nevâ Saz Semaisi

Nevâbûselik-Davet edip bana bağa

Neveser Peşrev

Nihavend-Âkıbet viran edip gönlüm felek

Pesendide-Ben sana bendim sensin efendim

Rastıcedid-Zan etme meyli ol gül-i âlin vefayedir

Rehâvi-Ey nevcivanım şevketin

Saba-Aşıkına eylemez al

Saba-Değilsem de sana lâyık

Saba-Sana düşmezdi oynaşmak

Sazkâr Peşrev

Sazkâr Saz Semaisi

Şehnaz-Gidersen ey sabâ yâre

Şevkefza Peşrev

Şevkicedid Peşrev

Suzidil Peşrev

Suzinak-Hoş edâlı bir civan

Tâhir Bûselik-Affet a canım

Uşşak-Ey nûr-i basar vuslatı düşlerde görürsün

Uşşak Saz Semaisi

Yegâh-Bugünlerde sana gayet özendim

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git