Muâllim İsmail Hakkı Bey (1865-1927)

İsmail Hakkı Bey 1865 yılında İstanbul’un Balat semtinin Molla Aşki mahallesinde doğdu. Babası “İdare-i Husûsiye”memurlarından hanende Reşid Efendi’dir. İlk okulu okuduktan sonra onu ailesi Mercan’da bir örücünün yanına çırak olarak verdi.Mahallesinde ve işyerine yakın câmilerde okuduğu ezanlarla sesinin güzelliği dikkatleri çekiyordu. Bir çok musıkîşinasımızın hayatında olduğu gibi, bu güzelsesi duyan yüksek dereceli bir saray görevlisi , ki bu kimsenin bir saray müezzini olduğu söylenir, Mızıka-i Humayun’a alınmasına aracı oldu. O zamanlar henüz Enderûn kapatılmadığı için, geleneksel öğretim ölçüleri içinde Suyolcu Lâtif Ağa’dan mûsıkî öğrenerek birçok fasıl geçti. Bir taraftan da Muzika-i Humayûn hocalarından Batı Mûsıkîsi ve Batı notası öğreniyordu.

O zamanki Enderûn mûsıkîşinaslarının hemen hemen hepsi Hamparsum notası bildiğinden bu notayı da öğrendi. Yorulmak bilmez bir çalışma ve öğrenme gayreti içinde sanatını geliştirerek kısa sürede “Sersazende”liğe terfi ettirildi. Daha sonra “Kolağası” rütbesi ile müezzinbaşı (Müezzin-i şehriyari) oldu.

1908’de Meşrutiyet’in ilânından sonra, önce “Mûsıkî-i Osmanî” topluluğunu daha sonra aynı ismi taşıyan “Mekteb”i kurdu. Her iki şekliyle de hem düzenli bir sistem içinde öğrenci yetiştirdi, hem de mûsıkî sever İstanbul’lulara iyi icra örnekleri sundu. Darülelhan adı altında açılan, sonra İstanbul Belediye Konservatuvarı adını alan öğretim kurumunda “Tertip ve Tasnif Heyeti” üyeliği ve “Fasıl Şefliği” yaptı. Çok güçlü nota bilgisi olduğu için ayrıca “Solfej Muallimliği” görevini de üstlenmişti.

Musıki hayatına atıldıktan sonra durup dinlenmeden çalışarak hayli eseri notaya aldı;daha sonra sözünü edeceğimiz yayınları yaptı. Sayısız sanatkârın yetişmesinde etken olmuştur. Bütün bunlar göz önüne alınacak olursa, nasıl zaman buldu da bu kadar besteyi yapabildi diye hayrete düşülebilir. Ruşen Ferid Kam, ders verirken hem konuştuğunu, hem de bir yandan beste yaptığını ve çok kolay eser bestelediğini söylerdi.

Muallim İsmail Hakkı Bey Konservatuvar’dan Bebek’teki evine tramvayla dönerken 30. Aralık. 1927 ‘de öldü;ertesi gün Eğrikapı mezarlığına defnedildi. Bir kez evlenmiş, beş çocuğu dünyaya gelmiştir. Ölümünden sonra nota kolleksiyonu, nota defterleri, kitap ve evrakı radyo idaresince satın alındı. Bütün bunlar TRT Müzik Dairesi arşivinde bulunmaktadır. Elde bulunan eserleri bir ömür içine sığmayacak niteliktedir. İsmail Hakkı Bey’in musıkîmize hizmetlerini şu şekilde özetleyebiliriz:

Hoca olarak Enderun’da sersazendelikten başlayarak, Darülelhan ve İstanbul Konservatuvarı’nda, Musıki-i Osmani’de, özel derslerinde, diğer mûsıkî okulları ve cemiyetlerinde durup dinlenmeden çalıştı. Öysa ki, o dönemlerden yetişmiş sanatkârlar arasında İsmail Hakkı Bey’den ders almayan yok gibidir. Bu bakımdan “Muallim” sıfatı ile tanınır. Ailesi daha sonra “Aksoy” soyadını almıştır.

Onun zamanında İstanbul’da halka açık yerlerde mûsıkî dinlenebilecek birkaç “Kıraathâne” vardı ve bunlar da piyasa sanatkârlarının elindeydi. Buralarda yıllardan beri toplamı yediyi sekizi geçmeyen belli makamlar arasında dolaşılır, aynı makamlardan eserler çalınır, söylenirdi. Bunu yakından gören İsmail Hakkı Bey, sınırları genişletmek için başka makamları ve bu makamların fasıllarını tanıtmağa karar verdi. Önce Şehnaz ve Bûselik makamlarından başlayarak sırası ile Hisar, Nişaburek, Mahur, Yegâh, Acem Kürdî, Ferahfeza, Neveser, Evcârâ, Tarz-ı Nevin gibi makamları tanıttı. Bu makamlardan bilinen eserleri topluyor, saz ve söz eserlerinden eksik olanlarını besteleyerek tamamlıyordu. Bunlara göre nisbeten daha az kullanılan Muhayyer Sünbüle, Pençgâh, Kürdî, Gerdaniye, Rahatülervah, Zâvil, Nikriz, Acem gibi makamlardan da örnekler vermeyi ihmal etmiyordu. Bu arada hiç icra edilmeyen, önemsiz gibi gözüken makamları da tanıtmaya çalışıyordu.

Mûsıkîşinaslar eskiden eserleri “diz döverek” kulaktan öğrendikleri için notaya önem verilmez, eserler ezbere çalınır, söylenir ve notaya bakılarak icra edilmesi hoş karşılanmazdı. Hiç şüphesiz nota herşey demek değildi;ancak değeri de inkâr edilemezdi. Nitekim bu alışkanlık ve notaya önem vermeme durumu sebebi ile pek çok mûsıkî eseri, saklı olduğu hafızalarla birlikte yok olup gitmiştir. İsmail Hakkı Bey bu geleneği de yıktı. Çok titiz ve notanın önemini bilen bir sanatkâr olarak, her nerede mûsıkî icra edilecekse, notalar ve sehpalar önceden oraya gönderilir, sahneye yerleştirilir, sanatkârlar bundan sonra yerini alırdı.

Yine o dönemlerde “İncesaz”takımlarında çalan ve söyleyenlerin sayısı pek fazla olmazdı. Bu alışkanlığın da dışına çıkarak otuz-kırk kişilik saz ve ses topluluğu ile konser vermenin ilk örneğini de İsmail Hakkı Bey verdi. Sanatkârlar aynı tip elbise giyer, ses sanatkârları ayakta durur, dinleyiciler üzerinde iyi bir etki bırakırdı. Program düzenleme ile ilgili kuralları bir yönetmeliğe bağladı. Ancak , bu tür konserlerde şimdiki gibi bir yöntem uygulanmaz, ses ve saz sanatkârlarını yarım daire şeklinde dizer, heyetin tam ortasına elinde def’i olduğu halde kendisi oturur, toplu programlardaki geleneksel icra şeklini uygular ve her iki tarafı kontrol altında tutardı. Münir Mazhar Kamsoy’un verdiği bilgilere göre ,Bestenigar Ziya Bey Darülelhan’da bugünkü gibi fasıl yönettiği halde, İsmail Hakkı Bey’in bu şekilde fasıl yönetmesine izin verilmişti.

Musikinin bilimsel yönü, yani müzikoloji ile uğraşmadığı için, elin geçen her eseri hiç kritik etmeden değerlendirmeye çalışır, bu yüzden zaman zaman eleştiriye uğrardı. Nitekim Rauf Yekta Bey’in bir eleştirisine musikiyi yazı yazarak değil yaşatmakla uğraştığını ve yalnız bu fikre mensup olduğu için, okulda bütün varlığı ile çalışmakta olduğu karşılığını vermişti.

İsmail hakkı Bey gerçekten de “Muallim” di. Bildiğini kendisine saklayan sanatkârlardan değildi. Bazı sanatkârların elinden bir eseri alabilmek bir sorun olduğu halde, o bildiğini öğretmekten ve yaymaktan zevk duyardı. Bunun içindir ki, bildiğini her isteyene öğreterek bu kadar öğrenci yetiştirdi Eline geçen her eseri bu sanatla uğraşanların istifadesine sunmağa çalıştı. Çok eser yayınlaması bu düşünceden kaynaklanır.

Anlatıldığına göre alçak gönüllü, yakışıklı, güler yüzlü, uzun boylu, şişmanca tipli bir kimseymiş.

Çok verimli bir bestekâr olan İsmail hakkı Bey her formda bin’e yakın eser vermiştir. Bu rakamı iki bine çıkartan kaynaklar da vardır. Bunların içinde sayısı otuzu bulan Marş, Operet ve dini eserleri de dahildir. Bestelediği operetlerde alışılmışlığın dışına çıkarak orkestra yerine “incesaz” takımı kullanarak kısa sürede şeklin yaygınlaşmasına sebep olmuş, Suphi Ezgi bile bunu örnek alarak “Lâle Devri” operetini bestelemiştir. Türk Musıkîsi’nin dışına çıkarak Yahudilerin vermiş olduğu İbranîce güfteler üzerine, Sinagog ve Havra’larda okunması için dinî eserler bestelemiştir.

İsmail Hakkı Bey’in bilinen eserleri:

1-Nazarî Eserleri:Solfej yahut Nota Dersleri, Usûlat, Solfej, Makamat ve ilaveli Nota Dersleri, Mahzen-i Esrar-ı Mûsıkî yahut Teganniyat-ı Osmanî.

2-Mûsıkî Eserleri:6 operet, 15 peşrev, 21 saz semaisi, 5 Kâr, 1 Kâr-ı Nâtık, 1 Methal, 10 Dinî Eser, 8 oyun havası, 17 Zeybek, 2 longa, 30 Beste, 26 Ağır Semai ve Aksak semai, 3 sengin semai, 36 yürük semai, 320 şarkı.

Bestekar Ahmet Aksoy, İsmail Hakkı Bey’in üçüncü oğludur. İstanbul’da doğdu; 29 Aralık 1967 tarihinde İzmir’de öldü. Musikiyi babasından öğrendi. Aynı meşk halkası içinde yetişerek pek çok klasik eseri elde etti. Musiki aleti olarak ud çalardı. Bu sazı iyi kullanır, babasının bestelediği operetlerde çalışırdı. Bir ara musikiyi bıraktı. Paşabahçe ispirto Fabrikası ile İzmir Halkapınar Şarap Fabrikası’nda çalıştı. Bundan sonra İzmir’e yerleşerek yirmi dört yıl bu şehirde yaşadı. İzmir Musiki Cemiyeti üyeliği yaptı; bu cemiyetin musiki öğretmenlerindendi. Altı şarkısı biliniyor.

Dr.M.Nazmi Özalp-Türk Musikisi Tarihi kitabından alınmıştır.

Acemaşiran-Aşık oldum tâ’li’im efgendedir

Acemaşiran-Ben bir âşıkım sana gönül verdim

Acemaşiran-Bir yıl beni etti esir nazlı bir endam

Acemaşiran-Bugün kazan bugün öğren bugün sev

Acemaşiran-Firâkınla benim dâğ-ı nihânım âşikâr oldu

Acemaşiran-Gül müdür bilmem ki ruhsârın senin

Acemaşiran İlâhi-Elvedâ şehr-i saâdet elvedâ

Acemaşiran İlâhi-Ey şehinşâh-ı risâlet v’ey Habib-i Kibriyâ

Acemaşiran İlâhi-Küntü kenz’in serteser sırr-ı nihânı sendedir

Acemaşiran-Kim aldı o peymâneyi sâkinin elinden

Acemaşiran Longa

Acemaşiran-Sermest-i  aşkım lutfeyle sâki

Acembûselik-Gün battı gece oldu yine sesler azaldı

Acemkürdi-Çeşmanını aç rengi semâsı görünsün

Acemkürdi-Elverir nâz ü tegâfül kıl terahhum kuluna

Acemkürdi-Fikirmin ince gülü

Acemkürdi-Firkât-i yâr beni yaktı dem â dem ah ü zâr oldum

Acemkürdi-Gönlüm yine ol şûh-i sitemkâre mi kaldı

Acemkürdi-İntizâr-ı makdeminle  rehgüzârın gözlerim

Acemkürdi-Meftûn oldum ol gül yüze oldum esir

Acemkürdi Peşrev

Acemkürdi Saz Semaisi

Arabanbûselik Peşrev

Arazbarbûselik-Âşık-ı bi-çârenim geldim senin divânına

Arazbarbûselik-Birlikte bu akşam yine mey nûş edelim gel

Arazbarbûselik-Sebistân-ı hakikâtde hilâl-i mâh-ı enversin

Beyâti-Beni vurdu güzeller merhem etsin bilenler

Beyâti-Ey Zelihâ-rü yeter ağlatma çeşm-i pür nemi

Beyâtiaraban İlâhi-Tecellâ-yı cemâlinden habibim nevbahâr âteş

Beyâtiaraban Oyun Havası

Beyâtiaraban Saz Semaisi

Beyâtiaraban-Yârim beni her gece aldatıyor

Beyâtiaraban Zeybek

Besteisfahan İlâhi-Ey âşıkı cemâlullah

Besteisfahan Saz Semaisi

Besteisfahan İlâhi-Zâhida biz rûh-ı Hayder’den  inâbet eyleriz

Bestenigâr-Gönül girmekle yâr âgûşuna kanmaz usül ister

Bestenigâr-Hasretzedenin âhına canlar dayanır mı

Bestenigâr İlâhi-İlâhi cennet evine

Bestenigâr İlâhi-Ciğere mâr-ı hevâ zahm urdu

Bestenigâr-Nasıl ârâm edersin bilmem bensiz

Bestenigâr-Neş’e istersen a cânım meclisi rindane gel

Bestenigâr-Nevbahârımdır a goncam nâlemi duy sen de gül

Bestenigâr-Saysam gece gündüz çekilen mihneti bitmez

Bestenigâr-Teşrifin ile hânemi reşk-i irem eyle

Bûselik İlâhi-Baktım ben ol mihrâbâ gördüm cemâl-i yâri

Bûselik-Ne kadar arzu hulus etti ise

Bûselik Saz Semaisi

Büzürg-Feryâd ederim zülf-i siyehkârın elinden

Çargâh-Aynayı almış dizine

Çargâh-Çün doğup tuttu cihan yüzünü hüsnün güneşi

Çargâh-Gubâr-ı âsitânın tütiyâdır yâ Resûlallah

Çargâh İlâhi-İki cihan sultanın doğduğu ay geldi yine

Çargâh Marş

Çargâh Saz Semaisi

Çargâh Sirto

Dilkeşhâveran-Andelib asa bürünmüş çayı matem nâleye

Dilkeşhâveran-Bu demde bülbül-i sûride efgân eylemez n’eyler

Dilkeşhâveran-Her şâm ü seher leblerini bûs edeyim ben

Dilkeşhâveran-Vech-i pertev-bârını seyreylemiş gözden nikâb

Dilnişin Peşrev

Dilnişin Saz Semaisi

Dügâh-Düştü gönlüm sen gibi bir zalime

Dügâh-Harâm olsun bana ey çehre-i gülgün-i müstesnâ

Dügâh İlâhi-Eğer halk etmeseydi zâtını Hak yâ Resûlallah

Dügâh-Mirat-ı  baht-ı kibriyâ Ahmed Muhammed Mustafa

Dügâh-Yaz geldi yine mürg-i dilim kondu nihale

Evç-Ey lebleri gonca yüzü gül servi bülendim

Evç-Geçmem değil ammâ geçemem doğrusu meyden

Evç İlâhi-Bu dünyaya neye geldin

Evç İlâhi-Dünyaya mağrur kişi tövbeye gel tövbeye

Evç İlâhi-Eflâki kıldı pür ziyâ

Evç İlâhi-Ey şehr-i nüzül-i sûre

Evç-Kullarında yok sana lâyık mela

Evç İlâhi-Taştı rahmet deryâsı

Evç İlâhi-Teveccüh eyledim beyt-ül harâma yâ Resûlallah

Evç-Kaldığım günden beru bu aleme ben bi karar

Evç İlâhi-Meded Allah sana sundum elimi

Evç İlâhi-Merhaba yâ merhaba yâ Remezan

Evç-Sarı çiçek mor çiçek türlü be-türlü çiçek

Evç Saz Semaisi 1

Evç Saz Semaisi 2

Evcârâ-Gözlerin ta doğduğun günden beri mahmurdur

Evcârâ Saz Semaisi

Ferahfezâ-Açtı güller andelib eyler figan

Ferahfezâ-Âteş-i aşkınla cânâ dil kebâg  olmaktadır

Ferahfezâ-Ateşli ra’şeler veriyor iştiyâkınız

Ferahfezâ-Bir beyaz zambak hayâl ettim ben seni

Ferahfezâ-Çağlayan cûy-i sirişkle çeşm-i pür -hûnum mudur

Ferahfezâ-Darbe-i ahım aman vah bar olur

Ferahfezâ-Dil ateş dide ateş sine ateş

Ferahfezâ-Erdi bahâr ey dil-nüvaz

Ferahfezâ-Ey sine sana n’oldu yanar ateşe döndün

Ferahfezâ-Gayetle dilber bir şivekâre

Ferahfezâ-Mehtapda güzel olur Boğaziçi âlemi

Ferahfezâ Peşrev

Ferahfezâ Saz Semaisi

Ferahfezâ-Sen reng-i şafaktan daha nevvâr ve güzelsin

Ferahfezâ-Vuslatınla kâm-ı yab ettin beni

Ferahnâk-Başının altında olsa kollarım

Ferahnâk-Bıraktım aşkın ile nâm u ârım yâ Resûlallah

Ferahnâk-Keşke görmeseydi gözüm sen gibi yektâ güzeli

Ferahnâk-Nedir ol şuhi istiğna

Ferahnâk-Neydi maksadın senin

Ferahnâk-Şahın şehi mihri

Gerdaniye-Gidiyorum yarın yâr

Gerdaniye-Gönül bir afeti devranın

Gerdaniye Oyun Havası

Gülizâr-Aman çoban benim dilber kuzumu

Gülizâr-Gönül düşme bu rütbe âh ü zâre

Gülizâr-Kâr etmez âhım sen gül-i zâre

Hicaz-Açıldı ufkundan siyah dumanlar

Hicaz-Bağlar bahçeler güller ile sünbüller

Hicaz-Bilmem niçin peri koymuş koyan onun adını

Hicaz-Bir zarar gelmiş mi ey rûh-i revân benden sana

Hicaz-Çaldırıp çalgıyı rakkâseleri oynatalım

Hicaz-Cemâlin nûruna nisbet

Hicaz-Çoktan beridir çâre ne mahrum-i visâlin

Hicaz-Dâim etsin hazret-i sultan Hamid hânı Hüdâ

Hicaz-Dil hârabı aşkın oldu nâil-i vuslat diler

Hicaz-Etme bu rütbe naz şivekârım

Hicaz-Ey mehlika ey gül beden

Hicaz-Gamzesi  bir tir-i sevda dideler sayyâd-ı dil

Hicaz-Halka-i zülfün dili bend eyledi sevdâya âh

Hicaz İlâhi-Affet bizi yâ Gaffâr

Hicaz İlâhi-Ey nebiler serveri

Hicaz İlâhi-İntisâbım tâ ezeldendir

Hicaz İlâhi-Kapına geldiler ümmet Muhammed

Hicaz İlâhi-Padişah-ı işvesin

Hicaz İlâhi-Senin derdinle ey cânân

Hicaz İlâhi-Yâ ilâhi şâh-ı kevneyn

Hicaz İlâhi-Yâri gördüm nikâb-ı cûşişi nûr

Hicaz-Kalkın gidelim mey-kedeye nûş edelim mey

Hicaz Oyun Havası

Hicaz Peşrev

Hicaz-Sâki bu fenâ  âleme meyhâne desinler

Hicaz Saz Semaisi

Hicaz-Seni istasyonda buldum

Hicaz-Şu dağın eteğinde koyunlar uyur

Hicaz Türk’ün Ninnisi

Hicaz Uvertür

Hicaz-Yektâ güherim meclisi rindân sedefimdir

Hicaz-Yeşillendi yine bağlar

Hicaz-Zülf-ü zertârına bağlandı hayâtım emelim

Hicazbûselik Saz Semaisi

Hicazkâr-Aldı gönlüm bir şûh-i ter

Hicazkâr-Ay mı doğmuş gün mü doğmuş âlem rûşen

Hicazkâr-Dağ başında ağlarım su başında çağlarım

Hicazkâr-Firâkınla bugün pek derd-mendim

Hicazkâr-Gece gündüz hep hayâlin gözlerim

Hicazkâr-Kalb-i mecruha haber verme sakın yâresini

Hicazkâr-Keman ebrûlerinden yârimin hayli suâl oldu

Hicazkâr Köçekçe-Bekliyorum salınarak

Hicazkâr Longa

Hicazkâr-Melûl mahzun bu yerlerde dururum

Hicazkâr-Niçin sevdim ben seni

Hicazkâr-Yabandan geldim yabandan

Hicazkâr Zeybek Havası

Hicazzemzeme-Gideyim de göreyim tonbulumu

Hisar-Görmemiştim böyle dilber

Hisarbûselik-Arâm edemem yâre nigâh

Hisarbûselik-Eyyâm-ı bahâr oldu yeşillendi çemenler

Hisarbûselik-Makdemin baştan başa reşke düşürdü gülşeni

Hisarbûselik-Ne beyân-ı hâle cür’et ne figâna tâkatim var

Hisarbûselik Peşrev

Hisarbûselik-Ruşen et bezmimi artık gözümün nûru görün

Hisarbûselik Saz Semaisi

Hisarbûselik-Visâlinle safâyâb et aman gel

Hüseyni-Ben bir Türk’üm  nice yıl dedelerim cihâna

Hüseyni-Ey resûl-i Kibriyâ

Hüseyni İlâhi-Ey dil bize ver bir haber

Hüseyni-Nice isyânımızı afveden Allah’a şükür

Hüseyni-Ruyini örtmüş görünce saçları pür-iltihâb

Hüseyni-Sana benden efendim tuhfe-i canım

Hüseyni-Sen gonca dehen serv-i revân şûle-feşânsın

Hüseyni-Yaktı cismim âteş-i süzân-ı aşk

Hüseyniaşiran-Baktım lebine gülşeni sevda benim oldu

Hüseyniaşiran-Ederken ol peri-peyker tekellüm

Hüseyniaşiran Peşrev

Hüseynizemzeme-Hayrân-ı cemâl olmaya cidden emelim var

Hüseynizemzeme Peşrev

Hüseynizemzeme Saz Semaisi

Hûzi-Akıl padişahtır gönül vezir

Hüzzam-Afitâb-ı şûledâr aşkımı tanzir eder

Hüzzam-Alamam doğrusu desti emele

Hüzzam-Çektiğim âlâm-ı dehri gör de gel rahmet bana

Hüzzam-Geceler karanlık olur

Hüzzam İlâhi-Âlemdâr-ı kerim şâh-ı iklim-i risâletsin

Hüzzam İlâhi-Esir-i nefs-i bed-hâhım meded kıl yâ Resûlallah

Hüzzam İlâhi-Hazreti hakkın habibi

Hüzzam İlâhi-Şuhûr içre mübârektir üç aylar

Hüzzam İlâhi-Yürü yürü yalan dünya

Hüzzam-Kabil midir hiç varmıdır benim derdime çare

Hüzzam-Sevdiğim âhuya teşbih eyledim

Hüzzam-Usandırdım mı âya gül cemâli

Irak-Es selâm ey seyyid-i sâhib-i saâdet

Irak-Mihri subhi meşrikâ tâhâ hâbibi kibriyâ

Isfahan-Benim gönlüm gözüm nûr-i cemâl-i yâre aşıktır

Isfahan-Dilhâne–i viranımı yıktın temelinden

Isfahan Saz Semaisi

Karcığar-Göz gördü gönül sevdi

Karcığar-Nedir ol şûh-ı istiğnâ edânın kârı bilmem ki

Kürdi-Harâm olsun bana ey çehre-i  gülgûn

Kürdilihicazkâr-A gız nedir gizli gizli yediğin

Kürdilihicazkâr-Âlemi meftûn etmişsin

Kürdilihicazkâr-Alyanak üstünde gördüğüm dilber

Kürdilihicazkâr-Benim ey mihri enver  her ne vârım varsa sendedir

Kürdilihicazkâr-Bi-çâre gönül subha-dek efgân edecektir

Kürdilihicazkâr-Câna  salınıp naz ile gülzâre mi geldin

Kürdilihicazkâr-Geldi bahâr bak bülbüle

Kürdilihicazkâr-Gelin kızlar tiyatroda hora tepelim

Kürdilihicazkâr-Gözedir yumn ile teşrifini her dide senin

Kürdilihicazkâr-Gülsitân-ı hüsnüne zülf sâye mi ey gonca-verd

Kürdilihicazkâr-Ne dem ki yâd-ı ruhsârıyla çeşmim hün-feşân ağlar

Kürdilihicazkâr-Vasfından âciz hep âşıkânın

Mâhur-Benim nazlı bülbülüm

Mâhur-Bir gece hem-meclis olsak biz bize

Mâhur İlâhi-Bir padişaha kul olmaz kim milki zâil olmaz

Mâhur-Dil-i nâ-şâdımı yaktın değil mi ah bana söyle

Mâhur-Ey şehin şâh-ı cihan sultan Hâmid-i Kâmran

Mâhur-Gel meclise ey lebleri-mül bir iki parlat

Mâhur-Kalbimdeki amâli perişanımı dinle

Mâhur Longa

Mâhur Mehter Marşı

Mâhur-Mihnet yolu üstünde garip sevgilim öldü

Mâhur-Nâr-ı  hicranınla yandı serteser iklim-i ten

Mâhur Oyun Havası

Mâhur Peşrev

Mâhur-Reng-i gül ruhsarını setreylemiş püskürme ben

Mâhur-Rûz ü şeb eyler niçin efgân gönül

Mâhur Saz Semaisi

Mâhur-Sevdâlı gözlerle sen bana baktın

Mâhur-Uyan Vatan Marşı

Mâhur-Yârsız kaldım gurbet elde yalnızım ah yalnızım

Mâhur Zeybek Havası

Mâhurhan-Acep şûhi mümtazım visale kâil olmaz mı

Mâhurhan-Çare-i dil durzi en az rûhsare kerden muski

Mâhurhan-Çeşminin gayetle fettan olduğun bilmez misin

Mâhurhan-Hayran olurum hüsnünü ettikçe temaşa

Mâhurhan Peşrev

Mâhurhan Saz Semaisi

Mâhurhan-Sûzi aşkı dem be dem arzeyledim cânânıma

Muhayyer İlâhi-Bir fenâ dünya imişsin böyle bilmezdim seni

Muhayyer İlâhi-Neylesin n’etsin gönül senszi karar etmez

Muhayyer-Hoş gelir mutlak benim hâl-i melâlim çeşmine

Muhayyer Saz Semaisi

Müstear-Dermendim mücrimin dermâna geldim yâ Resûlallah

Nârefte Saz Semaisi

Nevâ İlâhi-Kuldan sana lâyık n’ola

Neveser-Heva-yı âşkı tâ’lim eyleyen mürgü çemenden sor

Neveser Saz Semaisi

Neveser-Verd-i nâzım hasretinle ağlarım

Nevrûz-Esmerliği yıldız dolu bir yaz gecesiydi

Nevrûz İlâhi-Ey olanlar tâlib-i gencine-i esrâr-ı Hû

Nevrûz Kâr-ı Cumhuriyet

Nevrûz Peşrev

Nevrûz-Safâlar vaktidir mirim efendim gel safâ eyle

Nevrûz Saz Semaisi

Nevrûz-Söz yoktur ol simin tene

Nevrûz-Yâreler açmaktadır her bir nigâhın cânıma

Nevrûz-Zevkim  bu idi zevk ile eyyâmı geçirmek

Nihavend-Acıyaydı bana bir kerecik ol gonca femim

Nihavend-Âlemde eğer olmasa hercâi o mehveş

Nihavend-Arz-ı didâr eyle gel ey meh-cemâl

Nihavend-Aşk nedir sevda nedir sevmek nedir

Nihavend-Bilmem niye ağlar gibiyim şimdi gülerken

Nihavend-Bin recâ vü bin niyâzla kokladım güllerini

Nihavend-Bir âhu nigâha oldu esir kalbi hazinim

Nihavend-Bir of âh la yaktın beni

Nihavend-Bu ne şûhâne  tebessümle ne şâhâne bakış

Nihavend-Feryad ile yâd eyler iken

Nihavend-Gel gör ki vedalaşmada  rûhun bedenimle

Nihavend-Kâhtâne’ye gelin yalnız

Nihavend-Kız Kulesi yâkut küpe takındı

Nihavend Longa

Nihavend-Nûr-i aynım pek güzelsin

Nihavend-Öyle sermestim ki idrâk etmezem dünya nedir

Nihavend Saz Semaisi

Nihavend-Seni hükm-i ezel âşûb-i devrân etmek istermiş

Nihavend-Söz birliği edelim tiyatroya gidelim

Nihavend-Tehassürle  ağlar özüm

Nihavend-Tir-i gamzen işledi tâ canıma

Nihavend-Yine bu hasta gönül hicr ile efgân ediyor

Nihavend-Zinhâr seni öptüm diye sevdim seni sanma

Nihavendikebir-Beri gel ey nesim-seher ne haber var efendimden

Nihavendikebir-Milk-i dilde hükmeder ey şûh fermânın senin

Nihavendikebir-Padişâhım kıldı ihyâ lûtf u ihsânın senin

Nikriz-Hiç tasavvur etmez iken böyle dil-sûz firkati

Nikriz İlâhi-Çün doğup tutdu cihan yüzünü

Nikriz Peşrev

Nikriz Saz Semaisi

Nikriz Sirto

Nişabûrek-Bir kerre yüzün görmeyi dünyaya değişmem

Nişabûrek-Saklama hâl-i siyehi bizden ey âhû-nigeh

Pençgâh-Gazûbane nigâhın bi-amandır

Pençgâh Saz Eseri

Pençgâh Saz Semaisi

Pençgâh-Zâtına müştak olmuşuz rûz u şeb âh eyleriz

Pesendide Saz Semaisi

Rehâvi-Can ü dilden ey melek sevdim seni

Rast-Akşamki baloda güzelim ben görünce

Rast-Bir dans güzeli aldattı beni

Rast-Cüdâ düştüm sevdiğimden n’eyleyim

Rast-Derman aramam derdime gözyaşımı silmem

Rast-Dil-i zârım de-â-dem cevr-i yâr-i firkatin söyler

Rast-Doğdu ol şems-i hakikât burc-i vahdetten bugün

Rast-Ey şanlı mü’min ey şanlı millet

Rast-Gülşende yine âhu enin eyledi

Rast-Günâhım boydan aşkındır be-gâyet yâ Resûlallah

Rast İlâhi-Bendesi olmak saadetdir cenabı Ahmed’in

Rast İlâhi-Cihan câm-ı felek sâki ecel mey

Rast İlâhi-El-Hakku bâki ve’l ömrü fâni

Rast İlâhi-Sakın dünyaya aldanma

Rast İstiklâl Marşı

Rast Kanto

Rast-Kestim ümmid-i ifakat sine-i sâd-pâreden

Rast-Kıskanır her gece senden beni ol zülf-i tannâz

Rast-Mevsimi gül geldi yine

Rast-O dilrübânın herkes esiri

Rast Ordu Marşı

Rast-Padişahım çok yaşa

Rast Saz Eseri

Rast Saz Semaisi

Rast Sirto

Rast Tahliye Marşı

Rast Türk’ün İlâhisi

Rast Yürüyelim Marşı

Rast Zeybek Havası

Rastıcedid-Aşıklığıma gözlerimin yaşı nişandır

Rehâvi-Aşk ateşine yanma gönül

Sabâ-Derd-i aşka düşmesin kimse aman

Sabâ-Sabâ git gör de cânânım

Sabâ İlâhi-Yine firkât nârına yandı cihân

Sabâ-İsterim ben herkes olsun sevdiğim senden uzak

Sabâ-Sarmadan evvel belinden

Sabâ Saz Semaisi

Sabâ-Şefi-ul-halkı fi’l-mahşer Muhammed sâhibü’l-minber

Sabâ-Şu yıkılmış gönlüm âbâd olmuyor

Sabâzemzeme İlâhi-Merhaba ey sevgili mâh-ı mübarek merhabâ

Sazkâr-Almış ele câm-ı mülü

Sazkâr-Cânânımın o vech-i dilârâsına baktım

Segâh-Dâima etmektesin uşşak-ı zârına itâb

Segâh İlâhi-Adımı dosttan yana atalım şimden geru

Segâh İlâhi-Ey Hudâ gönlüm seni zikr etmek ister her zaman

Segâh-Vuracak sine arar gizlice tiğ-i nigehin

Segâharaban-Lâlin var iken nûş edemem

Segâhmâye-Güldü dilber âşıkı gâmhârına

Segâhmâye-Makâm-ı mültecâ Ahmed Muhammed Mustafa’dır bu

Selmek-Dün Fener’de gördüm ol nâzik-teni

Selmek-Rahmı yok bir yâre düştüm ey gönül yok çâresi

Sultaniyegâh-Niçin bülbül figân eyler

Sûzidil-Görünce rûyini oldum esirin

Sûzidil İlâhi-Hor görmeyin toprağı görünüz kimler yatar

Sûzidil Marş

Sûzidil-Mehcur olalı tatlı dilin nazlı teninden

Sûzidil-Sâkıyâ sundu acep peymânede

Sûzidilâra-Vâd’etmiş idin ey güi-i ter vakt-i şitâda

Sûzinâk-Bak hâlime cânâ ne kadar etti tebeddül

Sûzinâk-Baktım o güzel bisterine şöyle uzanmış

Sûzinâk-Ben mi yandım bu cihân mı yanıyor bilmem aman

Sûzinâk-Derd-i firkat kalb-i mahzunum delüb hem dağlıyor

Sûzinâk-Doğduğum günden beri

Sûzinâk-Ey ye’s-i envier-ı cihantâb-ı muhabbet

Sûzinâk-Gönlümü aldı bir hûri-tâl’at

Sûzinâk-Kadıköy’ünün âb ü havası ah ne güzeldir

Sûzinâk-Kâkülün dökmüş hilâl kaş üstüne

Sûzinâk-Mahrûm-i emel etmeyiniz vuslatınızdan

Sûzinâk Saz Eseri

Sûzinâk-Senden geçemez lûtfen acı kalb-i harâbe

Sûzinâk-Vech-i pûr-nûrun dururken âfitabı istemem

Şedaraban-Ah efendim yok çekilmez bu hayat

Şedaraban-Ateş-i hicrân ile yanmakta ah cânım benim

Şedaraban-Dil hastasıyım yok mu benim derdime çâre

Şedaraban-Durmayıp akmaktadır gözden sirişk-i hasretim

Şedaraban-Görülmemiş devr-i Yusuf’dan beri böyle güzel

Şedaraban-Ne hoş oluyor dans geceleri

Şedaraban-Ruhsârına giysûleri döktün taramazsın

Şedaraban Saz Semaisi

Şedaraban-Senin aşkın ile ihyâ olurum

Şedaraban-Söyleyemem cellâd-ı cânım gizlerim esrârımı

Şehnaz-Gel meclise ey gonca-i gülzâr-ı letâfet

Şehnaz İlâhi-Hak cemâlin isteyip hayrân olan gelsin beri

Şevkefza-Düşündüğüm O her zaman işittiğim onun sesi

Şevkefza İlâhi-Ey bu cümle kâinatı var eden Mevla

Şevkefza-Sinemi giryân eden nâlân eden bir ney gibi

Şevkefza-Tahmin edemez vüs’at-ı âlâmımı kimse

Şevkefza-Toplandı güzeller yine peymâne-i dilde

Şevkefza-Üzme Allah âşkına artık yeter

Şevkutarab-Cânâ tesir eylemiştir yâreler

Şevkutarab İlâhi-Ey dil eyle cân ü dilden bir kez âh

Şevkutarab-Hiç kâbul eyler mi âyâ kıyl ü kâli gözlerin

Tâhir-Ehli âşka bir belâ zındanıdır bu masiva

Tâhir İlâhi-Kandillerle donandı minâreler

Tâhir Saz Semaisi

Tâhirbûselik-Aç yüzün göster cemâlin ey peri

Tâhirbûselik-Âfet misin ey hüsn-i mücessem bu ne hâlet

Tâhirbûselik-Hacle-i bi-yâre  benzer sahn-ı gülzâr-ı bahâr

Tâhirbûselik-Nâr-ı âşkın yaktı cânım ey peri

Tâhirbûselik-Sarılmış tüllere gördüm hayâlin

Tâhirbûselik Saz Semaisi

Tâhirbûselik-Sûz-i dil arttı visâl-i yâri her dem gözlerim

Tâhirbûselik-Yandım sana ey gonca ter

Tarzınevin Saz Semaisi

Tebriz-Çeşmine müjgânına dil müptelâdır  sevdiğim

Tebriz-Eylülde bir akşamdı o kız sevgilisiyle

Tebriz-Nâlehânım ben firâk-ı yâr ile

Tebriz Peşrev

Tebriz-Rûh-i pâk-i Mustafâ’ya etmişim cânım fedâ

Tebriz-Sen şeh-i peygamberân idin efendim ol zaman

Tebriz-Sevdâzedeyim hâlime rahmeyle efendim

Tebriz-Terbiye-i Bedeniye Marşı

Tebriz-Tir-i sitemin ey kâşı yay câne dokandı

Tebriz-Yakın gel kaçma ey şuh-i cihan

Uşşak-Ey padişahı  saltanat-arayı yegâne

Uşşak-Eylemiş zâlim felek âlâmına me’men beni

Uşşak-İkimizde bir ende bir boyda

Uşşak İlâhi-Başlan bismillâh ile gelin tevhid edelim

Uşşak İlâhi-Dalgalandı serden aştı bahr-i bi-pâyân-ı aşk

Uşşak İlâhi-Dü cihânın mefhari enbiyalar serveri

Uşşak İlâhi-Sende ey şehr-i gufrân

Uşşak İlâhi-Vârını bahşeyleyen cânâna Uşşâki’leriz

Uşşak İlâhi-İlâhi vaslın bağına girmek diler can

Uşşak-Mürüvvet  eyle nev-nihâl

Uşşak Oyun Havası

Uşşak Peşrev

Uşşak-Sendeki bu gördüğüm hâlet nedir

Uşşak-Tanzir ederek bir periyi nâz ü edâda

Uşşak-Tevhid ile olur her derde derman

Uşşak Zeybek Havası 1

Uşşak Zeybek Havası 2

Yegâh-Ey bülbül-i şeydâ gam-ı mihnet sana kaldı

Yegâh İlâhi-Âyetinin safhasında gör ne yazmış ol Kâdim

Zâvil-Dûş-i derd-i aşk olan bi-çâre dil feryâd eder

Zâvil-Evlerinin önü yoldur yolaktır

Zâvil-Ey gonca açıl koklayalım âşıkın üzme

Zâvil İlâhi-Gavs-i aktâb-ı velâyet Hazret-i Abdülkâdir

Zâvil Peşrev

Zâvil-Sâkıyâ mest-i müdâm eylesen olmaz mı beni

Zâvil Saz Semaisi

Zâvil-Söyle doktor yanar kalbim nedendir

Zevkutarab-Aldanma sakın semti muhabbetde sefâ yok

Zevkutarab-Bir vefâsız yâre oldum müptelâ

Zirkeşide İlâhi

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git