Hüseyin Sadeddin Arel (1880-1955)

En büyük müzikologlarımızdan biri olan Hüseyin Sadettin Arel 18 Aralık 1880 tarihinde İstanbul’un Vefa semtinde doğdu.Anadolu kadıaskerlerinden müderris Mehmed Emin Efendi’nin altıncı çocuğudur.Annesi Fatma Zekiye Hanım’dırİlk öğrenimini Vefa’da Taşmektep,Şemsülmaarif ve Nümune-i Terakki okullarında tamamladıktan sonra 1886 yılında ailesi ile İzmir’e göçetti. Babası şer-i hükümlerine ters düşen bir emri dinlemediği için İzmir naipliğine tayin olmuştu. İzmir’de Fransız kolejini bitirdikten sonra yüksek öğrenimi için İstanbul’a geldi.Bir yandan medreselerde okuyarak “icazet” alırken, diğer yandan “Hukuk Mektebi” ne devam ediyordu.Üstün başarı ile 4 Eylül1906 tarihinde buradan mezun oldu ve kendisine “üstün başarı madalyası” verildi.Özel öğretmenlerden aldığı derslerle yabancı dilini ilerletti.İyi derecede Arapça,Farsça,Almanca,Fransızca,İngilizce; anlayabilecek kadar da İtalyanca, İspanyolca, Latince, Rumca,Eski Yunanca, Ermenice, hatta Flamanca ve Slavca’yı öğrendi.

O zamanın anlayışına göre öğrenciler devlet dairesinde görev aldıklarında Arel de memuriyete onbeş yaşında İzmir’de bulunduğu sırada “Vilayet Mektubi Kalemi”nde başladı.

İstanbul’a geldikten sonra 1901 de Adliye Nezaretine tercüman olarak girdi.Aynı nezarette şifre müdürlüğü, 1909 da “Ticaret-i Bahriye Mahkemesi” üyeliği, 1911 de ceza işleri müdürlüğü yaptı ve bir yıl sonra istifa ederek ayrıldı. 1910 da Washington’da toplanan uluslar arası hukuk kongresine ülkemizi temsilen katıldı.Bu münasebetle orada bazı incelemelerde bulundu, tebliğler ve konferanslar verdi.

Adliye Nezaretinde çalıştığı yıllarda, eski sadrazamlardan ve Adliye Nazırı Abdurrahman Nureddin Paşa’nın kızı Pakize Hanım’la evlenmiş, bu evlilikten tek çocuğu olan kızı Naciye doğmuştur.

1913 yılında Danıştay’da maliye ve bayındırlık üyeliklerinde bulundu.1914 de Tapu ve Kadastro genel müdürlüğüne, aynı yıl içinde “Tanzimat Dairesi Reisliği”ne getirildi.Bu daire 1918 yılında kapatılınca görevinden ayrıldı ve bir daha resmi görev almadı.Mütareke yıllarında Amerika’ya giderek 1923 yılına kadar orada yaşadı.Amerika’dan döndükten sonra bir büro açarak İzmir’e yerleşti ve avukatlık yaptı.Beş yıl serbest çalıştıktan sonra 1928 yılında İstanbul’a nakletti.Bir ara “Adliye Vekaleti Ahkam-ı Şahsiye Komisyonu”na başkanlık etti ve Tapu-Kadastro yasasının çıkarılmasına yardımcı oldu.Son zamanlarına kadar avukatlık mesleğini bırakmadı. İstanbul’da 6 Mayıs 1955 tarihinde, Bomonti’deki evinde “Siroz” hastalığından hayata gözlerini yumdu.

Musiki Öğrenimi
Müzik çalışmalarına on yaşında başladı.İlk olarak Udi Şekerci Cemil Bey’den ud ve nazariyat dersleri aldı. Bu ilk adımdan sonra kişisel çabası ile bilgisini derinleştirdi.Başta Türk Musikisi olmak üzere bütün dünya musikileri hakkında yazılmış olan eserleri topladı. Çok yabancı dil bilmesi sebebi ile her türlü kaynaktan nazari bilgilerini güçlendirdi.Nazari çalışmalarının yanı sıra ud, ney, keman, kemençe, tanbur, viyola, viyolonsel, özellikle piano çalmasını öğrendi. 1907-1909 yılları arasında Edgar Manas’tan armoni, kontrpuan ve füg öğrendi.Kompozisyon, orkestrasyon ve enstrümantasyon bilgilerini kendi gayreti ile elde etti.

Koleksiyonculuğu ve yayımcılığı
Arel büyük fedakarlıklarla iki kez kütüphane kurdu.Bunlardan ilki kayınbabası Abdurrahma Nurettin Paşa’nın konağında oturduğu yıllarda, İstanbul’un işgali sırasında Fransızlar tarafından kasten yakıldı. Bu yangında pek çok nadir yazmalar, koleksiyonlar ve değerli kitaplar yok oldu. İkinci olarak kitap toplamaya İzmir’de başladı; yeni kütüphanesini Bomonti’deki evinde kurdu.Bir çok yerli ve yabancı kitabı bir araya getirdi.Bunlar arasında Türk Musikisi açısından büyük değer taşıyan yazma eserler, fotokopiler, filimler bulunuyor.

Bir ömür boyu maddi ve manevi fedakarlıklarla topladığı, bilenlerden bizzat notaya aldığı koleksiyonu özellikle önemlidir. Bu koleksiyona Dr.Suphi Ezgi’nin topladığı eserler de katılmıştı.Sadece Türk Musikisi ile ilgili eserlerle sınırlı kalmamış, bütün dünya musikileri için önemli belgeleri biriktirmişti.

Sadeddin Arel, 1908 yılından başlayarak on beş gün içinde bir olmak üzere “Şehbal” adında bir kültür ve magazin dergisi çıkardı. Matrisleri İtalya’da hazırlanan bu dergi, o yıllardaki yayınlara göre, gerek baskı ve gerekse kalite yönünden üstün nitelikte idi. Ancak yüz sayı çıkabilen Şehbal, İstanbul’un işgali sırasında idare binası yanarak koleksiyonu ve belgeleri mahvoldu. Bu dergi musikimiz hakkında araştırma yapacaklar için en önemli kaynaklardan biridir. 1939 yılında İsmail Hami Danişmend’le çıkarmış olduğu “Türklük” dergisi ancak on beş sayı çıkabildi.Bu dergide yayınlanan “Türk Musikisi Kimindir?” başlığı altındaki seri makaleleri sonradan kitap haline getirilmişitr. 1948 yılında çıkmaya başlayan “Musiki Mecmuası” son yayın organıdır.Başta bu dergiler olmak üzere çeşitli dergi ve gazetelerde çok sayıda makale, inceleme ve araştırma yazıları yayınlamıştır. Kütüphanesinin tamamına yakın bir bölümü ölümünden sonra “Türkiye Enstitüsü” ne hibe edildi.

Musiki Hocalığı
Musiki öğrenmek isteyen herkese evinin kapısı açık olan bu büyük insan, hiçbir karşılık beklemeden bir ömür boyu önceleri haftada iki gün, sonraları yalnız cumartesi günleri evinde akademik musiki toplantıları yapardı. Hatta başlangıçta bu toplantılar yemekli olarak yapılırdı. İzmir’de bulunduğu yıllarda, İstanbul’a naklettikten sonra da, ölünceye kadar bu gelenek devam etti.Türk Musikisi alanında yetişmiş, isim yapmış pek çok sanatkar, Arel’in akademik toplantılarından yararlanarak yetişmiş denebilir. Ayrıca evi çağının ilim ve sanat adamlarının da uğrak yeri olmuştur.

Engin musiki bilgisi be genel kültürü kendisinin kısa zamanda çevresinde ve İstanbul’da tanınmasına yardımcı olmuş, özel musiki okullarında ders verme teklifleri yağmış, daha 1916 yılında Darüttalim-i Musiki’de ders vermeye başlamıştı. Olağanüstü bir yetki ve beş yıllık bir anlaşma ile 1943 yılında İstanbul Konservatuarı’nın başına getirildi.1948 yılında süresi dolunca yenilemek istemedi; burada ayrıldıktan sonra “İleri Türk Musikisi Konservatuarı” nı kurdu ve bu okulun yayın organı olan “Musiki Mecmuası”nı çıkartmaya başladı. Arel’in bu yönlerini değerli öğrencisi Ercüment Berker şu haklı görüşlerle değerlendiriyor; “…Müzikolog H.Sadeddin Arel, ulusal kültürün soylu ve güçlü değeri olan , ancak yüzyıllar boyunca dar bir çevre içinde ustadan çırağa geçen , gizli bir fen ve sanat halinde kıskançlıkla gizlenen Türk muzikolojisini çağdaş metodolojiye göre düzenleyip -kendi deyimiyle- işporta mataı halinde isteyenin yararına sundu. Böylece, Türk Musikisi’nin yaygın eğitimini ve Türk Musikisi’nin yaygın eğitimini ve Türk Musikisi Devlet Konservatuarı’nın kurulması olanağını hazırlıyordu…”

Türk Musikisi hakkındaki görüşleri
Bu görüşlerin tümünü burada özetlemek olanağımız yok.Kısa paragraflarla bazılarına değinmeye çalışacağız. Türk ve Batı musikilerini iyi bilen Arel hakkında, ülkemizin Batı Musikisi mensupları da olumlu fikirler ileri sürmüşlerdir.Bu görüşler, “Türk Musikisinin çok seslilikte büyük değerler kazanacağına inanan ve bu yolda çaba gösteren bir bilgin” olduğu noktasında birleşir. Musikimizi derinlemesine bilen ve bu sanata aşık bir bilgenin şu samimi sözlerini her Türk Musikisi aşığı ve her Türk çocuğunun ibretle okuması gerekir.

“…Türk Musikisi, onun değerini anlayabilecek kimselere hayranlık telkin edebilecek kadar muhteşemdir.”

“…Hayatımda Türk Musikisi’ne sarfettiğim zamanın birkaç mislini Batı Musikisine sarfetmiş olduğum ve bu musikinin şaheserleriyle vecde geldiğim halde, bir türlü Türk Musikisi aşkından kendimi alamayışım, belki kısmen milli meylimdendir; lakin mutlaka ziyade Türk Musikisi’nin bünyesinde gördüğüm olağanüstü inkişaf kabiliyetindendir.”

“…Realite şudur ki, Batı Musikisi’nin bir bestekara temin ettiği klasik, romantik, modern, polifonik veya monodikle muhakkak veya muhayyel ne kadar vasıta varsa, hepsinin en az on misli, evet on misli Türk Musikisi’nin içinde yatıyor”

“…Batı Musikisinde duygumuzu ve idrakimizi kamaştıracak kadar harikalar vücuda getiren dehaların , o musikiden en az on kere daha zengin imkan ve vasıtalarla dolu bir sahada neler yapabileceklerini düşünen her akıllı kimse gibi, (Batı Musikisi’ni sevdiğim için Türk Musikisi’ni severim) diyecektir.”

“…Garp’tan almaya muhtaç olduğumuz teknik sekiz ilimden ibarettir. Fakat her Türk bestekarı bütün bu ilimlerden başka bir de kendi musikisini bilmeye muhtaçtır. Ta ki yazacağı eserler Garp taklidi olmaktan kurtulacak, vazıh bir milli damgayı hamil bulunabilsin.”

Bu görüşlerin ışığında ortaya çıkan genel kanıya tercüman olan ortak görüşü yine Ercümend Berker dile getirmiş: “…H.Sadeddin Arel çağına sığmayan dehası, Türk musikisinin makam, usul ve form olanaklarını başka hiçbir bestecide görülmeyen genişlikte kullanması, ulusal ve evrensel musikiyi kavrayan geniş ufku ve yorulmak bilmez büyük çalışma gücüyle Türk Musikisi’nin altıncı ve son dönemi olan reform dönemini başlatan besteci olmuştur”

Türk Musikisine getirdiği yenilikler
Musikimizin tonal sisteminin XIX.yüzyıl sonuna kadar doğru dürüst araştırılmadığını, eski “Edvar” kitaplarının incelenmediğini, bu yönünü ilk olarak ele alan ve ayrıntılı yayınlar yapan kişinin büyük müzikoloğumuz Rauf Yekta Bey’in başlattığı bilimsel çalışmaları daha ileri bir düzeye götüren ve sağlam temellere oturtan da Arel olmuştur. Dr.Suphi Ezgi ve Salih Murad Uzdilek’le yorucu araştırmalardan sonra, musikimizin akustiğini, tamamına yakın bir biçimde açıklamasının yapmıştır. Böylece yirmidört eşit olmayan aralığın varlığı ispatlanmış ve bu görüşün bilimsel dayanakları belirlenmiştir. Bugünkü görüşlere göre eğer bu sistemin eksik yönleri varsa, müzikoloji ile uğraşanların eleştiri yerine bu eksik yönleri tamamlamaları gerekir.

Batı notası tam olarak Sultan II.Mahmud döneminde ülkemizde yaygınlaşmışsa da, Hamparsum notasının yerini tutmamıştır.O
zamanki görüşler bu nota ile Türk Musikisi eserlerinin yazılamayacağı merkezideydi. Arel, arkadaşlarıyla donanım işaretlerini bularak bu sorunu da çözüme bağlamıştır. Batı musikisi terminolojisinin bizim musikimizin ihtiyacını karşılamadığını görmüş, kendi ses yapımız ve icra özelliğimize göre bir Türk musikisi terminolojisi ortaya koymuştu. Bugün kullanılan bu sözcüklerin pek çoğu Arel’e aittir.

Arel, Türk Musikisi’nde çok sesliliğe taraftardı; ancak, bu çok seslilik kendi tonal sistemimizin gereğine göre yapılmalıydı. Bu düşüncelerini sırası geldikçe söylemiş ve nitekim eserlerinin içinde önemli bir sayıya ulaşan çok sesli besteleri bu esasa göre bestelemiştir. Beş tür kemençe ile bir “Kemençe Ailesi” fikrini ortaya atması bu düşünceden kaynaklanmıştır. Bu düşünce başarı ile uygulanmış, dönemin ünlü sanatkarları tarafından bu sazlar denenerek, bu yoldaki besteler icra edilmiştir.Bu büyük insanın açtığı çığır kendinden sonra geliştirilmemiş, yapılmış olanların tekrarından ibaret kalmıştır.

Eserleri
Verimli bir bestekar olan Arel, bir ömür boyu Batı ve Türk Musikisi dalında iki bin kadar eser ortaya koymuştur.Ercüment Berker’in verdiği listeye göre bu eserlerin sayısı ve türü şöyledir; 51 Mevlevi Ayini, 108 Durak, 87 İlahi, 13 Ney taksimi bestesi, 24 Peşrev, 28 Konser Saz semaisi, 80 Saz semaisi, 42 Oyun havası, 20 Dramatik saz eseri, Tanbur ve Viyolonsel için 8 taksim, 11 köçekçe, Beste ve Semai gibi büyük formlarda 7 sözlü eser, 51 Gazel, 3 Gazelli taksim, 2 Marş, 104 Şarkı, Oda müziği ve koral, Altılama, Üçleme, İkileme olarak toplam 71 çoksesli eser. Bunlardan başka Türk Musikisi nazariyatı dersleri, Armoni dersleri, Kontrpuan dersleri, Füg dersleri, Prozodi dersleri, Türk musikisi ileri solfej dersleri, Eski Musiki Tarihi (Başlangıç), Türk Musikisi Kimindir?, Çeşitli makaleleri ve Kantemiroğlu’nun Edvar’ının yayını sayılabilir. Batı musikisi notları basılmamıştır.

Dr.M.Nazım Özalp-Türk Musikisi Tarihi adlı kitabından alınmıştır

Acemaşiran Durak-Hemişe bülbülün gülşende feryâdı mahabbettir

Acemaşiran Gazel-Benim kim bir leb-i handan için giryanlığım var

Acemaşiran Gazel-Gazel olsada hamiş lâli

Acemaşiran İlâhi

Acemaşiran Oyun Havası

Acemaşiran Peşrev

Acemkürdi Durak-Ey derde verman isteyen

Acemaşiran Saz Eseri-Oyuncu Kız

Anberefşan Saz Semaisi

Arazbûselik Saz Semaisi

Aşkefza Durak-Düştüm yine derde

Aşkefza Peşrev

Aşkefza Saz Eseri

Aşkefza Saz Semaisi 1

Aşkefza Saz Semaisi 2

Beyâti-Derûnumda olan hâlet ne hâlettir

Beyâti-Ben onu çok severdim sevgiden usanmasa

Beyâti-Buyruk senin ferman senin

Beyâti Gazel-Demişler goncaya aşıklığım râzın sabâ derler

Beyâti Gazel-Mestinâzım kim büyüttü böyle bir pervaneyi

Beyâti Gazel-Muradın anlarız ol gamzenin iz’anımız vardır

Beyâti-Mücessem ruhsun timsal-i ansın yamansıın

Beyâti Peşrev-Karabatak

Beyâti-Terkeyle hicabı güzelim

Beyâtiaraban-Hangi âhûya tutuldum ise nalân oldum

Beste Isfahan Durak-Cânâne görünür bana cânâ neye baksam

Beste Isfahan Durak-Vâsıl olmaz kimse hakka cümleden

Beste Isfahan İlâhi

Bestenigâr Durak-Biz ol uşşakı serbâzız

Bestenigâr Durak-Her kimin kalbinde  zikrullah olur

Bestenigâr Tevhid-Şeb-i tenhada

Bestenigâr-Yâ ilâhi sana geldik bizi mahsun eyleme

Bûselik-Benim aklımı çelen bir çift yeşil göz oldu

Bûselik-Bilmem ben bu gönlümle nasıl yaşayacağım

Bûselik-Çok güzelsin hüsnü anın mahısın

Bûselik-Dil hânesini  mir’atı Hak seyri  cemâlullâhı gör

Bûselik Durak-Cânu dilde aşkı mihmân eyleyen aşk senindir

Bûselik Durak-Dost senin aşıkların kılmaz nazar

Bûselik-Ey gözleri lacivert bak bir lâhza bu yana

Bûselik Gazel-Derd-i aşkın def’ine zahmet çeker dâim

Bûselik-Gül sevdiceğim güller açılsın yanağında

Bûselik-Hâlime bir bak da insaf et biraz

Bûselik-Mavi bir göz beni attı bu derin sevdaya

Bûselik Oyun Havası-Zillerle rakseden kız

Bûselik-Yâ vasi al mağfiret halime senden meded

Bûselikaşiran Peşrev

Bûselikaşiran Saz Eseri-Gece Münacâtı

Çargâh-Çok güzelsin hüsnü anın mâhısın

Çargâh-Dilerim bûse olup kalmayı dudağında

Çargâh-Dolsun dile nûrun aç nikâbın

Çargâh-Kahkahan aks eder bezme ney olur

Çargâh Marş-Selam sana ey sevgili

Çargâh Oyun Havası

Çargâh-Sabah-ı ömrümü bir bir getirdi hatırıma

Çargâh-Sanma cevrin güzelim gönlümü yıktı

Çargâh-Târ-ı kalbim inliyor mızrabı vurdukça

Çargâh-Yüzlerce arkandan ağlayan gence

Dilkeşhâveran Durak-Mirat-ı dilin

Dilkeşhâveran-Ey hoş ol mest ki

Dilkeşhâveran Saz Semaisi

Evcârâ Durak-Dil hânesi pûr nûr olur

Evcârâ Durak-Âşıkın gitmez dilinden

Evcârâ Peşrev

Evcârâ Saz Semaisi 1

Evcârâ Saz Semaisi 2

Evcârâ Saz Semaisi 3

Evcârâ Saz Semaisi 4

Evç Durak-Derd-i hakka tâlib ol

Evç Durak-Gel ey bâd-ı sabâ

Evç Durak-Vuslat gibi nimet mi olur

Evç Gazel-Gazeli mihri felek

Evç-Hiç sünbül sünbüli zülfün gibi

Evç Peşrev

Evç Saz Semaisi

Ferahfezâ Durak-Eyâ âlemlerin şâhı

Ferahfezâ Durak-Mâil olma dünyaya

Ferahfezâ Gazel-Bir şeker hand ile

Ferahfezâ Gazel-Ben olsam bir de mutrib

Ferahfezâ-Gel vücudun perdesin

Ferahnâk Durak-Mevlâm ver aşkını bana

Ferahnâk Oyun Havası

Ferahnâk Saz Eseri-Gönülden Gönüle

Ferahnâk Saz Eseri-Bulut Güneş

Ferahnâk Saz Semaisi

Ferahnümâ-Ben inandım ey gönül lutfeyle

Ferahnümâ-Benden ey mâşukam enzârın

Ferahnümâ-Derdimi ummâna döktüm asumana inledim

Ferahnümâ-Dudağından bana tattırmadı  vuslat tadını

Ferahnümâ Durak-Aşk ile nûş eyleyen bezm-i ezel

Ferahnümâ-Ey sevgilim olmasın sakın gamın esefin

Ferahnümâ Gazel-Busi lâlin söyle sirabı zülal eyler beni

Ferahnümâ-Güzel kız fidan oldun

Ferahnümâ Oyun Havası

Ferahnümâ Peşrev

Ferahnümâ-Renc-i hâtır vermesin feryad-ü efgânlar sana

Ferahnümâ Saz Semaisi

Ferahnümâ-Sevmemiş bir sevdiğim var anlamaz sevda nedir

Heftgâh-Cana meylin var ise hükmeyle teslim eyleyim

Heftgâh Durak-Kalmışız derya-yı gaflet içre

Hicaz-Aşkı yâre düş olaldan

Hicaz-Ben harabat ehliyim

Hicaz-Bir pembe gül adadım

Hicaz-Bir kaç gündür gönlümde bir hesabın var

Hicaz-Dil hânesi mirat-ı Hak

Hicaz Durak-Aşkınla çâk olsa bu ten

Hicaz Durak-Bülbül-i şûrideyim

Hicaz-Ey can gözün açabilsem

Hicaz Durak-Kim ki aşkın dârına

Hicaz Durak-Nedir bu katralarda

Hicaz Gazel-Canımın cevheri ol

Hicaz Gazel-Sinede bir lâhza âram eyle

Hicaz İlâhi-Ey gönül aşka çevir gel yüzünü

Hicaz İlâhi-Haml-i Meryemle mesihin doğuşun kıl

Hicaz Hümayûn Saz Eseri-Üçleme

Hicaz Oyun Havası 1

Hicaz Oyun Havası 2

Hicaz Saz Eseri-Ona söylediklerim

Hicaz Saz Eseri-Oyuncu Kız

Hicaz Saz Semaisi

Hicaz-Vesvese-i tengüzeşt

Hicaz-Yeter ağlattı firâkın

Hicazkâr Durak

Hicazkâr Gazel

Hicazkâr Oyun Havası

Hisarbûselik Durak-Deldi bağrım bülbül-i bi-çâre

Hisarbûselik Durak-Fer almışken tulû -i Kibiryâ’dan

Hisarbûselik Durak-Mevlâm senin aşıkların

Hisarbûselik-Aşkınla yandır Sultanım Allah

Hisarbûselik Gazel

Hisarbûselik Oyun Havası

Hisarbûselik Peşrev

Hisarbûselik Saz Semaisi

Hüseyni-Baht-ı dün etti beni pek bi karar

Hüseyni-Çeşm-i kâfir dini islam olsa da

Hüseyni Durak-Cümle Âğzadan gelir

Hüseyni Durak-Nefse uyup  Râh-ı Hak’dan

Hüseyni Gazel-Şifayı vasl kadrin

Hüseyni-Hem aşkım hem ümidim hem de neş’em

Hüseyni-Her turresinde bin şiken-i

Hüseyni Oyun Havası-Düğün Evinde

Hüseyni Oyun Havası-Hoplantı

Hüseyni Oyun Havası-Kına Gecesi

Hüseyni Saz Semaisi

Hüzzam-Ben mest-i cânân olmuşum

Hüzzam-Benim maksudum âlemde değildir

Hüzzam Durak-Hüdâ’ya keşti-i cürm içre kaldım

Hüzzam Gazel

Hüzzam İlâhi-İlâhi âleminsin Haktealâ

Hüzzam İlâhi-Murg-i dil pervaz edip

Hüzzam Saz Semaisi

Hüzzam-ı Cedid Durak

Hüzzam-ı Cedid İlâhi

Irak Durak

Irak İlâhi-Murg-i dil pervâz edip

Irak İlâhi-Gül müdür bülbül müdür

Isfahan Durak-Tecelliyle dolu âlem

Isfahan Durak-Vech-i yâre dûş olan

Isfahan Durak-Sıdk ile âşık olursan

Karcığar Durak-Ben sanırdım âlem içre

Karcığar Gazel

Karcığar-Gül sevdiceğim gül yüzünün gülleri açsın

Karcığar Oyun Havası-Köy düğünü

Karcığar Oyun Havası

Karcığar-Pek güzeldir gönül kapar

Karcığar Saz Eseri

Karcığar-Sen durup baktın da bir an

Kürdi Durak-Düştü câne âkıbet

Kürdi Durak-Cenâbı pâkine

Kürdi Gazel

Kürdi-Mahvolup gitti ümidim

Kürdi Saz Eseri-Kırlar karşı

Kürdi-Tar-ı kalbim inliyor

Kürdilihicazkâr-Bunca cevrinle gönül ülkesi virane olur

Kürdilihicazkâr Durak

Kürdilihicazkâr Durak-Yâ ilâhi kasırım şükründe ben

Kürdilihicazkâr Gazel-Gerdenü safü beyaz

Kürdilihicazkâr Gazel-Kıldı zülfün tek perişan

Kürdilihicazkâr Gazel-Sabâ ağyârdan penhân

Kürdilihicazkâr Gazel-Seni gördüm hep

Kürdilihicazkâr Gazel-Serv eder

Kürdilihicazkâr Gazel-Su verenler nâz ile

Kürdilihicazkâr Gazel

Kürdilihicazkâr İlâhi

Kürdilihicazkâr-İnce bir bulut gibi siyah ipek peçesi

Kürdilihicazkâr-Ne cansın fitne-i âhir zamansın

Kürdilihicazkâr Oyun Havası

Kürdilihicazkâr-Sar kollarını boynuna bir yosma civanın

Kürdilihicazkâr Saz Semasi

Kürdilihicazkâr-Sen tek afet geldiğin bilmişti kim

Kürdilihicazkâr-Serâpâ hüsn ü ansın dil-sitânsın

Lâlegül Durak

Mâhûrbûselik Saz Semaisi

Marş-Asker Şarkısı

Muhayyer Gazel-Ey kâmeri tâl’at

Muahayyer Gazel-Geçip gitmekte ömrüm

Muhayyer Gazel-Bir söz dedi cânân ki kerâmet

Müstear Durak

Müstear İlâhi

Nevâ Durak

Nevâ-Ey şehi hubânım

Nevâ Gazel

Nevâ İlâhi

Nevâbûselik Saz Semaisi

Neveser Durak

Neveser Gazel

Neveser İlâhi

Nihavend Durak-Genci aşk-ı ister isen

Nihavend Durak-Merdi  meydanı Hüdâ’nın

Nihavend Durak-Can bu elden göçmeden

Nihavend-Mini Mini Peşrev

Nihavend Saz Eseri

Nikriz-Acep niçin bağrın yaslı

Nikriz Âyin-i Şerif

Nikriz Durak-Ben dost hevasına düştüm

Nikriz Durak-Ey gâfil uyan

Nikriz Durak-İşimiz subh-u mesâ

Nikriz Gazel-Sinede evvel ne ne muhrik arzular

Nikriz-Hani aşkın deme maziyi bırak dinleme

Nikriz-İlk görüşte çeşm-i mestinle esir ettin ben

Nikriz Peşrev

Nikriz Saz Semaisi 1

Nikriz Saz Semaisi 2

Nişabur Durak-Câm-ı aşkı nûş edüp sermest ü

Nişabur Durak-Sehv ile olduysa günah

Nişabur Durak-Uyan gafletten

Nişabur İlâhi-Alûde olup

Nişabur İlâhi

Nişaburek-İştiyâkım mümkün değil

Nişaburek Marş

Nişaburek Saz Semaisi

Nişaburek-Zevki-sevda duymadın

Pençgâh Durak

Rahatfeza Durak

Rahatfeza Saz Semaisi

Rahatülervah Durak

Rast Bayrak Marşı

Rast Durak-Cümle âlem âşina

Rengidil Durak-Gönül hayran olupdur

Rengidil Durak-Ey dertlilerin derdine dermân

Rengidil Gazel

Revnaknüma Durak

Revnaknüma Gazel

Ruhnevaz Durak

Ruhnevaz Saz Semaisi

Rûyiırak Durak

Rûyiırak İlâhi

Sabâ Durak

Sabâ Gazel

Sabâ İlâhi

Sabâzemzeme-Perişan eyledim gamı dehri

Sabâzemzeme-Nedir derdin senin

Saz Eseri-Bayram (İkileme)

Segâh-Taştı rahmet deryası

Segâh Durak-Zâhidâ dem urma

Segâh Durak-Ey olanlar tâlibi

Segâh İlâhi

Segâh Saz Semaisi

Sutaniırak Durak-Olmıyacak senden alâ dost kul

Sultaniırak Durak-A sultanım sen var iken

Sultaiırak Gazel

Sultaniyegâh Durak

Sultaniyegâh Durak-İçmeyen lâlin şarabın

Sultaniyegâh-Varımı ben dosta verdim

Sultaniyegâh Gazel

Sultaniyegâh-Gel hele bir kerecik

Sultaniyegâh-Sen benzedikçe böyle

Sultaniyegâh Oyun Havası-Kırda Oyun

Sultaniyegâh Saz Semaisi 1

Sultaniyegâh Saz Semaisi 2

Sûzidil Durak

Sûzidil-Hazeran aşıkın var

Sûzidil Oyun Havası

Sûzidil Saz Eseri-Hoplantı

Sûzidil Saz Semaisi

Sûzinak Durak–Ehli derdin derdine dermân iken

Sûzinak Durak-Hakka teslim etmeyen cânû dilin

Sûzinak Durak-Eğer dosttan belli haber sorarsan

Sûzinak Gazel-Ey melek

Sûzinak Gazel-Kıldı zülfün tek perişan

Şedaraban Durak

Şedaraban-Gördüm seni sevdim güzelim

Şedaraban-Gözlerinden hıfz için aşıkları

Şedaraban-Hicranımı peymane-i lâ’linde

Şedaraban Oyun Havası

Şedaraban Saz Eseri

Şehnaz Durak

Şehnaz Saz Eseri

Şerefnümâ  Durak

Şevkefzâ Durak-Mesti aşkız sabrımız yok

Şevkefzâ Durak-Tıyneti ademde konmasa eğer

Şevkefzâ Durak-Geçelim bu hevâ ile

Şevkefzâ Gazel

Şevkefzâ İlâhi

Şevkefzâ-Mahvetti beni bir saçı zerâfet

Şivenümâ Durak

Şivenümâ İlâhi-Katre-i aşkı hüdâ

Şivenümâ İlâhi

Tâhir-Bir çöl gibi ıssız geceyim

Tâhir Oyun Havası

Tâhir Saz Semaisi

Tâhir-Bir aşk-ı emel-sûz ile giryan oldum

Uşşak-Bir câmi sefâ

Uşşak-Bir ceylan bakışla vuruldum

Uşşak-Dil lebinden şarabı nab ister

Uşşak Durak-Çünki bildin müminin kalbinde

Uşşak Durak-Derdi aşka düşmeyince

Uşşak Durak-Geçeyim can ile tenden

Uşşak-Ey gönül hasta gönül

Uşşak Gazel-Âşiyanı murgi dili

Uşşak Gazel-Aşka düştüm

Uşşak Gazel-Afeti can dediler

Uşşak İlâhi-Dünyaya gönül verme

Uşşak İlâhi-Ben dost hevasına düştüm

Uşşak-Nur görsün gözlerim aç sineni

Uşşak Oyun Havası

Uşşak Peşrev

Uşşak Peşrev( İşveler)

Uşşak Saz Semaisi

Uşşak-Seni gördüm hep üzüntüyle

Uşşak-Yakın gel kaçma ey şûh-i cihan

Yegâh-Dilerim bûse olup kalmağı her an dudağında

Yegâh Durak-Mest oldum

Yegâh Durak-Nûş edenden

Yegâh Durak-Söylemem nazı derunum

Yegâh Durak-Kâbe et kalbini

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git